Tam da babalar gününde okuyuşum ilginç bir tesadüf oldu.
Eğer bir yazarın ilk defa eserini okuyacaksam yüzeysel ve genel de olsa hakkında bilgi sahibi olup ardından eseri okurum. Franz Kafka hakkında da Wikipedia okuması yaptığımda özellikle birkaç detay zihnimde saplanıp kaldı.
Bunlardan ilki babasıyla olan ilişkisiydi. Babası oldukça baskın, otoriter ve talepkar bir karaktere sahip aynı zamanda oldukça yoğun çalışan bir ebeveyndi. Annesiyse babasının aksine sessiz, utangaç ve pasif bir ebeveyndi. İş günlerinde her iki ebeveyn de çalıştığından Franz Kafka çocukluğunu hizmetçilerle geçiriyordu. Babasıyla olan ilişkisinin üzerindeki derin etkileri ile ilgili Babaya Mektup eseri vardır.
Bunlardan ikincisi ise üç kız kardeşinin 2. Dünya Savaşı sırasında yahudi soykırımı sırasında öldürülmesi ve iki erkek kardeşinin de bebekken ölüp altı kardeşten yalnızca kendisinin hayatta kalmasıydı.
Franz Kafka hiç evlenmemiş ve 40 yaşında vefat etmiştir. Yalnız, depresif, intihara meyilli ve anoreksiya nevroza yeme bozukluğuna sahipti. Aynı zamanda Şizoid kişilik bozukluğuna sahip olduğuna dair şüpheler vardı. Özellikle yaşamı hakkındaki bu bilgilerle birlikte okuduğumdan mıdır bilmem ama Dönüşüm beni çok hüzünlendirdi.
Palyatif Toplum eserinde de Franz Kafka ile ilgili birkaç satır geçmektedir:
MAX BROD’A bir mektubunda Kafka, yazmanın “şeytan tarafından çimdiklenip, dövülüp neredeyse un ufak edilmenin” karşılığı olan “tatlı, şahane bir ödül” olduğunu söyler. Katlanılmaz acıların ödülüdür yazmak. “Gün ışığında” da yazılabilir ama Kafka yazmayı hayatını neredeyse mahveden “karanlık güç”e borçludur. Ürküntü onu uykusundan ettiğinde yazdığını, yazma olmasa hayatın “delilik”te sonlanacağını söyler. ( Bir Dostluk )
Dönüşüm eserinde de Gregor herkesin bildiği gibi bir sabah böceğe dönüşmüş bir halde uyanıyor.