Ce

7/10
·438 syf.··
2024 12. kitabı
İnce memedin, Abdi Ağa'nın zulmünden dolayı köyden kaçışı ile baslayan ve Abdi ağayı öldürmesi ile biten roman. Hızlıca bitirdiysem de pek sevmedim. Beklentimin altinda kaldı. Hikaye kötü değil. Sadece biraz yüzeysel geldi. Katman katman bir hikaye değil. Romanın kahramanları hakkında kafanızda bir profil oluşmuyor ve buna ince memed de dahil. Nasıl biri olduğu hakkında söylenecek şeyler çok az. Açıkçası karakterlerin yeterince iyi tahlil edilmediğini düşünüyorum. Bilemiyorum. Belki de o dönemin insanları oyledir. Kitabı begenmemis olmam benim edebi zevkimle ilgili. Başka birinin çok beğenebilecegi bir kitap. Daha çok dünya klasikleri okuduğum için roman karakterlerinin duygu dünyasının ve kişiliğinin ince ince işlenmesine alışığım. Belki de bu sebeple bu kitap bana hitap etmedi. Akıcı ve kendi kültürümüzden bir şeyler okumak isteyen birini tatmin edebilir.
İnce Memed 1Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202374,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·232 syf.··
2023 4. kitabı
Kitap; bir kadının yaşamının başından sonuna kadar geçtiği duygusal ve fiziksel evreler ile o dönemde toplumun yaşadığı olaylar ve bu olayların toplum üzerinde ortaya çıkardığı etkinin bir anlatımı. Sade ve akıcı bir dil kullanılmış. Ayrıca kitabın soyut bir anlatımı var. Ancak kitapta net bir duygu aktarımı olduğunu düşünmüyorum. Herhangi bir duygunun altı çizilmemis. Diğer bir hoşuma giden nokta tüm insanların hissedeceği ama üzerine konuşmayacağı durumların ifade edilmesi. Okurken beni duygulandıran şeyler oldu. Bu omurle ne yapacağım diye sık düşünen biri olduğumdan belki bir tür hüzün hissettim. Karakterle empati yapmak benim için çok kolaydı. Belki bu hüzün de bundan kaynaklanıyordur. Öylece akıp giden bir ömrü böylesi güzel bir anlatımla okumak son derece keyif vericiydi. Her ne kadar okurken beni sorgulamalara, korkulara; bitince de boşluğa sürüklediyse de net bir şekilde kitabı çok sevdiğimi söyleyebilirim. Bir insan ömrü sanki anların minik fotoğrafları ile anlatılmış gibi. Okurken anlatılanlar kolayca beynimde görselleşti. Üstelik bunu göze batan betimlemelere başvurmadan yapabilmiş yazar.
SenelerAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20212,541 okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2022 4. kitabı
·
Kitabı az önce bitirdim. Uzun bir aradan sonra bu kadar net duygular hissettiren ilk kitap. Olaylar fazla içiçe geçiyor. Normalde bu hoşuma gitmez ancak son zamanlarda bu bakış açın yanlis olduğunu düşünmeye başladım . Çünkü olaylar içiçe geçmeden roman yazılamaz gibi. Karakterlerin hayatı bir şekilde birbiri ile kesismeli ve olaylar da bağlantılı olmalı. Kitabın dili yalın ve akıcı idi. Okurken hiç zorlanmadim. Uzunluğu da idealdim daha kısa olsa özümsemek zor olurmus. Bu uzunlukta karakterleri yeterince tanıyamadım. O açıdan daha uzun olmasını isterdim. Belki başka bir kitap olsaydı böyle düşünmezdim. Neden bilmiyorum bu kitapta karakterleri derinlemesine tanımak istedim. Özellikle Carton'u. Tekrar okumak isteyeceğim bir kitap kesinlikle. İlk kez bu kitapta bir karaktere sempati duyup sonra ondan soğudum: defargenin karısı. İnsanın doğasındaki acımasızlık, topluluk halinde hareket edilirken yitirilen düşünme yetisi, ezilen insanın içinde biriken kin duygusu, insanın varoluşu anlamlandırma ihtiyacı, aşkın tezahürü... O May gad yani he açıdan. Şu an saat dolayısıyla ve kitabin sıcak etkisinde oldugumdan çalakalem yazıyorum. # Kitap, insana ve yaşama daha güzel bakmami sağladı. Carton'un aşkın etkisi ile var oluşunu yüce bir şekilde anlamlandırmak istemesi, defargenin aslında haklı olduğu olayda olumsuz duygularını masum kişilere yöneltmesi. Aslında daha çok şey var da ben carton'un etkisinden çıkamıyorum.
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Can Yayınları · 202376,7bin okunma
Puan vermedi·65 syf.··
2021 3. kitabı
Cinselliğin ve aşkın bireysellikten tamamen uzak olduğu, bireysellikten daha fazla türün devamlılığına dayandığı 70 sayfa boyunca anlatılmış. Aşk duygusunun mantık dışı olduğuna inanıyordum. Bizi hiç de memnun etmeyen ilişkilerin devam etmesine kaynak olarak yanlış bağlanma stillerini göstersem de yazarın söyledikleri yeni bir kapı açtı. Üreme içgüdüsü. Karakterinde ve insanlığında çekici hiçbir yan bulamasak da etkisinde kaldığımız insanların daha iyi bir açıklaması olamazdı herhalde. Yazar, Aşk mevzusu dışında, kitabında sonunda hayata dair bir takım düşüncelerini ortaya koymuş. Çoğunluğun bu düşünceleri karamsar bulacağını tahmin etsem de kendi adıma şunu söyleyebilirim: yaşamı neredeyse tam olarak benim gibi gören biri ile karşılaşmış hissettim. Tabi hayata bu bakış açısı şu ana ait.
Cinsel Aşkın MetafiziğiArthur Schopenhauer · Oda Yayınları · 201016,8bin okunma
Puan vermedi·141 syf.··
2021 1. kitabı
Kitap, İnsanın sağlıklı bir şekilde yaşamına devam etmesinin ancak hayata bir anlam yüklemesi ile mümkün olacağı fikri üzerine kurulmuş. Yazara göre bu anlamlandırmanın 3 yöntemi mevcut. Birincisi eser-iş yaratma. İkincisi. İnsanlarla etkileşim-sevgi. Üçüncüsü ise kurtulması mümkün olunmayan acıyı anlamlandırma. Kitabın ilk kısmında anlatılan kamp yaşantısı, acıyı anlamlandırmaya bir örnek. Devamını okumak vakit kaybı olabilir. Kişisel şeyler Kitabı okurken ve bitirdikten sonra bu üç yöntem üzerine biraz düşündüm. Bir şey yaratma ile hayatı anlamlandırma ancak bu yarattığın şey ile başarıya ulaşman halinde ya da ekonomik olarak yarattığın şey üzerinden başarılı olman gerekmemesi halinde mümkün. Daha açık anlatmak gerekirse ekonomik olarak hayatını devam ettirebileceğin bir kazancın yoksa genel olarak bu soruna odaklanıyorsun. Eğer yarattığın şey üzerinden bunu sağlaman mümkün değilse yarattığın senin için öncelik olmaktan çıkıyor. Gerçi bunun aksini ispatlamış yetenekler var geçmişte. Yoksulluğun içinde başka şeyler yapmayı reddedip tutkusunun Peşinden gitmeyi başaranlar. İkinci anlamlandırma yöntemi sevgi. Bunu deneyimlemesem de gördüğüm kadarıyla diğer insanlar açısından işe yarar bir yöntem. Son yöntem ise kurtulmanın mümkün olmadığı acıya anlam yüklemek. Yazar bunu detaylı ve örneklerle anlatmış ise de ben hala anlayamadım sanırım. Gerçekçi bir insan için bu nasıl mümkün olabilecek? Yaşadığım acıya bir Anlam versem bile acının sırf acı olduğu ve bu yüklediğim anlamı tamamen benim yarattığım gerçeğini nasıl unutabilirim ki. Ayrıca zaten acı çok baskın bir duygu değil mi? Bunu nasıl yüklediğim anlamla katlanılır kılabilirim? İşin bir de yüklediğin anlamın anlık olması durumu var. Bazı durumlarda bir fikir yaşanılan sıkıntıyı hafifletiyor ama sonra bu fikri
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Öteki Yayınevi · 199851,5bin okunma