“Bana güldükleri ve benden daha akıllı göründükleri müddetçe bir sorun yoktu ama şimdi bir moronun karşısından kendilerini ikinci derecede görmeye başlamışlardı. Ben göstermiş olduğum hayret verici gelişmenin, onları ezdiğini ve yetersizliklerini açığa çıkardığını görmeye başlamıştım. Onlara ihanet etmiştim, benden o yüzden nefret ediyorlardı.”
Bir etik prensibi olarak bireyciliğin tek akılcı dayanağı insanın insan olarak hayatta kalma gereksinimleri olduğu için, bir insan bir başkasının haklarını ihlal etme ahlaki hakkını talep edemez. Eğer insan diğer insanların haklarına saygı göstermeyi reddederse, kendisi için bu hakları isteyemez; hakların dayanağını reddetmiş olur. Hiç kimse ahlâken çelişkili olma hakkına sahip olduğu iddiasında bulunamaz.
Nükleer felaket tehdidinden kaçırılmak istenen çocukların kendilerini koca adada yalnız başlarına bulmasıyla başlayan ilkel bir yaşam hikayesi. Konu ise günümüz dünyasının simule edilmiş bir hali gibi. Karakterler de adeta günümüzdeki tipler. Sorumluluk bilincine sahip, her daim tedirgin nir Ralp. Görünüşü iLe alay edilen kalın gözlüklü sağduyulu bir danışman Domuzcuk. Yönetimin başından beri kendime ait olduğunu iddia eden ve ilk fırsatta isyan eden Jack.
Konunun çocuklar üzerinden anlatılması da ayrı bir boyut. Acaba insan yedisinde ne ise yetmişinde de o mu? Dünyayı çocuklar yönetince de mi savaş, göz yaşı, haksızlık, cinayet olacak? Türlü sorulara açık, bir o kadar da akıcı bir kitap. 261 sayfalık dünya iLe sizi baş başa bırakıyorum.
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,4bin okunma