Yazıldığı dönemde Paris'te bulunan Notre-Dame katedralinin yıkımını önleyen çok güçlü bir eser…
Dönem ; Orta çağın karanlık Avrupası. Dolayısıyla adalet, hak hukuktan bahsedilemiyor. Meydanlarda halkın gözleri önünde verilen cezalar, sonu idama varan haksız suçlamalar, kiliseye bağlı skolastik düşüncenin bir sonucu olarak eleştiriliyor.
Kitabın büyük bir kısmında Paris'i sokak sokak geziyoruz. İhtişamlı mimariler uzun betimlemeler ile zihnimizde canlanıyor.( biraz sıkıcı gelecektir :\ )
Matbaa yeni yeni bulunuyor. Halk araştırır, okur sorgularsa eğer din kavramına olan inancın zayıflayacağından korkulduğu bile dile getiriliyor.
Kitaba ismini veren “Katedralin Kamburu” diyerek ötekileştirilmiş, insanların yüzüne bakmaya korktukları çirkinlikte olan baş karakter; Quasimodo.
Bir gün aradığı merhameti Esmeralda'nın avuçlarından akan birkaç damla suda bulacaktır. Temsilinin ezilen halk olduğu söylenir.
Ve Esmeralda…
Güzelliğiyle neşesiyle merhamet dolu yüreğiyle etrafına adeta iyilik saçan bir kadın. Ama orta çağda bir kadın. Dolayısıyla aradan yüzyıllar geçse de kadınlar ‘kadın’ olmanın bedelini bu hikayede de kanıyla ödeyecek.
Salt Kötü; Başrahip Frollo
Orta çağa karanlık gibi çöken sis bulutları, bu zihniyetteki ruhban sınıfı. Katedralin taştan heykelleri kadar katı kalpli.
Velhasıl edebi yönden tok, hikayesi oldukça etkileyici bir eser. Onu klasik yapan da budur zaten. Ben eseri sesli kitap olarak Akın ALTAN dan dinledim. (Kusursuz bir sesten dinlemek eserin etkileyiciliğini on katına çıkarıyor kesinlikle.) Bir süre etkisinden çıkamadım. “Son” sesini duyduktan sonra tavana baktıracak cinsten. Üzerine 1939 yapımı filmini de izledim. İncelememi de yazarak üçledimm.
Ve mutlu son …
19. yüzyılda oldukça eskimiş olan Notre-Dame Kilisesi altı aylık bir emekten