Hangi sevgili var ki, ah senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz?
Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın?
Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın? Yusuf Hayaloğlu
Son günlerde zihnimin o eski, mekanik sessizliğinden sıyrılıp sancılı ama gerçek bir uyanışa geçtiğini hissediyorum. Kendi kabuğuma çekildiğim o korunaklı kale, artık sadece havalı teorilerle veya ağdalı cümlelerle ayakta duramıyor. İnsan ilişkilerinde o "kusursuzluk" maskesini takmanın, aslında sadece kendimi daha derin bir yalnızlığa itmek olduğunu fark ettim.
Ancak bu maskeleri indirip sadece kendim olma çabası, beraberinde beklemediğim bir enkazı da getirdi.
Bazen birini tanıma isteği, o kişiyi çok sevdiğin bir konuyu öğrenir gibi merak etmek, karşı tarafta bir "yargılama" olarak algılanabiliyor. Bir aynaya bakıp sadece kendi yansımanı değil, o aynanın seni nasıl gördüğünü anlamaya çalışırken aynanın puslanması ve seni kendinden şüphe ettirmesi çok ağır bir yükmüş. Kafamın içinde her ihtimali didikleyen o bitmek bilmeyen sesler; niyetimin sadece bağ kurmak olduğunu anlatmaya çalışırken, kelimelerimin birer suç aletine dönüştüğünü görmek beni nefessiz bıraktı.
Bu satırlar, kimin haklı kimin haksız olduğunu tartmak ya da birilerini köşeye sıkıştırmak için değil; sadece o puslu aynada kaybolan sesimi yeniden duymak için. O son konuşmada havada kalan belirsizlik, belki de sınırları öğrenmenin en sert dersiydi. Kendime sorduğum "Ben ne kadar kendimim?" sorusu, karşı tarafın bende bıraktığı o şüpheyle birleşince, o eski robotik sessizliğin ne kadar güvenli ama ne kadar ruhsuz olduğunu bir kez daha anladım.
Bir hikâyenin yarım kalması, o hikâyenin yanlış olduğu anlamına gelmiyor. Belki de sadece iki tarafın da kendi içindeki o fırtınalarla yüzleşmeye henüz hazır olmadığını gösteriyor. Beni kendimden şüphe ettiren o seslere rağmen, artık içimde bir yerde hala elinden tutulmayı bekleyen o savunmasız tarafa "Sadece sen olduğun için buradayım" diyebiliyorum.
Bu havada
aysel git başımdan ben sana göre değilim
ölümüm birden olacak seziyorum
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
aysel git başımdan istemiyorum
benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
dağıtır gecelerim sarışınlığını
uykularımı uyusan nasıl korkarsın
hiçbir dakikamı yaşayamazsın
aysel git başımdan ben sana göre değilim
benim için kirletme aydınlığını
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim Attila İlhan