"... Anne filin hamileliği iki yıl sürer, sonra da yıllarca emzirir, yavrusunu hiç yanından ayırmaz. Ona hayatı öğretir, korur, kollar. En yaramazlık yaptığı zamanlar bile dişi filler bebek fillere kızmaz, her şımarıklıklarına göz yumarlar. O yüzden sirklerde çalıştırılacak fil yavrularını annelerinden koparıp getirirler buraya. Çünkü bilirler ki hiçbir fil annesi yavrusuna kötü davranılmasına, eziyet edilmesine izin vermez."
"Bak, bu sana çok önemli bir hayat dersi, canın acıyor çünkü artık genç kız oldun. Genç kızlıktan kadınlığa geçerken de canımız acıyacak, sonra anneliğe geçerken hepimizin canı daha da acıyacak. Yani anlayacağın, biz kadınlar canımızın yanmasına alışmak zorundayız, ama en kötüsü ne, biliyor musun?"
"Ne?"
"En kötüsü kalbinin acıması, işte o çok kötü. Ne yaparsan yap, asıl kalbinin acımaması için uğraş. Tamam mı?"