Hayati İnanç’ın Sevgi Yukarıdan Gelir kitabı, insanın gönül dünyasını hatırlatan, modern karmaşanın içinde unutulan değerleri yeniden görünür kılan bir gönül terbiyesi metnidir. Kitap yalnızca sevgi kavramını değil, insan olmanın ağır sorumluluğunu, sabrı, vefayı, kaderin inceliğini ve kelamın gücünü hatırlatan kısa ama yoğun metinlerden oluşur. İnanç, klasik edebiyatın inceliklerini bugünün okuruna sıcak bir dille aktarırken, birçok bölümde insanı hem gülümsetir hem de içten içe sızlatır.
Kitabın temel düşüncesi, sevginin insan kaynaklı bir duygu olmadığıdır; sevgi bir tercih değil, bir lütuf, bir nasip ve yukarıdan insana üflenen bir emanettir. Bu bakış, kitabın tüm satırlarına sinen manevi bir atmosfer kurar. Sevgi, insanın içini hafifleten değil, aksine onu adam eden; iradesini, sabrını ve karakterini işleyen bir terbiye ocağına dönüşür. Bu nedenle kitap boyunca sevgi, sadece iki insan arasındaki çekim değil; insanın hayatına, işine, sözlerine, ahlakına sinmesi gereken bir hâl, bir duruş olarak ele alınır.
İnanç, kelamın gücüne inanır ve bunu kitabın her sayfasında hissettirir. Klasik şiirlerden, divan edebiyatı beyitlerinden, Mevlana’dan, Fuzuli’den, Yahya Kemal’den yaptığı göndermeler; modern okuru hem geleneğe bağlar hem de sözün kadim ağırlığını hissettirir. Okur, kitabı okurken aslında edebi bir sohbetin içine düşer: hoca anlatır, gönül dinler, kalp adım adım yumuşar.
Sevgi Yukarıdan Gelir, aynı zamanda hayatın ağırlığını hafifletme çabasıdır. İnsanların hızla tükettiği duygulara, ilişkilerin yüzeyselliğine, sabrın unutuluşuna karşı güçlü bir hatırlatma niteliği taşır. Sevginin bir emek, bir sadakat, bir sahiplenme değil; her an şükredilmesi gereken ilahi bir nefes olduğunu hatırlatır. Kaderin cilvelerinden, insanın kusurlarından, iradenin acziyetinden