Dünya Edebiyat tarihinde belki de en çok tartışılan , tartışılacak olan ve tartışılmayı da hak eden bir kitap. Kitabın hem övülecek ve hem de eleştirilecek o kadar çok özellikleri var ki; işte bütün bunlardan dolayı bence de çok tartışılmalı ve çok konuşulmalıdır bu kitap.
Kitabın yazarı Boris Pasternak , aslında usta bir şairdir ve şiirleri ve şiir kitaplarıyla ünlüdür. Neden böyle konusunun dışında bir kitap yazmak istedi bilmiyorum ama bildiğim bir şey varsa o da iyi ki böyle bir şeye kalkışmış ve bize bu eseri bırakmış olmasıdır.
Kitap, on yıl gibi uzun bir zamanda yazılmış olup yazıldığı ülke olan Sovyet Rusya'da basılmasına izin verilmemiştir. Kopyalarının gizlice kaçırıldığı İtalya'da 1957 yılında ilk baskısı yapılmıştır. Bu ilk baskısından bir yıl sonra yani 1958 yılında ise yazarına Nobel Edebiyat ödülü kazandırmış bir kitaptır. Yazarın Nobel Edebiyat ödülünü reddetmesi ise başlı başına ayrı bir tartışma konusudur.
Kitap, öncelikle bir dönem romanıdır. O dönemi direk yaşamış olan yazar tarafından gerçek olayların veya benzerlerinin çeşitli kişiler üzerinden kurgulanarak anlatılmasıdır. Çarlık ve Sovyet Rusya'sının 1900 yılından başlayıp 1943 yılına kadar olan yaklaşık 43 yıllık bir dönemini bize anlatmaktadır. Japon-Rus savaşı, 1905 devrimi, 1.Dünya savaşı, Ekim Devrimi , iç savaş , devrim sonrası Sovyet Rusya'sı ve nihayetinde 2. Dünya savaşı yıllarını da kapsayan uzunca bir dönem. Ve maalesef hayatları bu döneme rast gelen insanlar.
Bu dönemde yaşanan dramlar, acılar, insan ilişkileri, yaşamın zorlukları, korkular, çelişkiler, mecburiyetler, katliamlar, kan, göz yaşı, sefaletler, ırk ayırımları, yoksulluk, açlık, bir yaşamda aklınıza gelebilecek her türlü olumsuzluğun içinde verilmiş yaşam mücadeleleri. Tabii ki bütün bu olumsuzluklara kurban