”Okumadan geçemediğim için okuyorum, sıkılsam da okuyorum. Düşünmek için okuyorum, hayran olmak için okuyorum, eğlenmek için okuyorum. Okuyup yoruluyorum. Dinlenmek için de gene okuyorum.”
Eğer bir gün hayatınızı değiştirecek o reçetenin yazılı olduğu kağıdı ele geçirirseniz orada sadece dört kelimeden oluşan bir cümle göreceksiniz. “Yok öyle bir reçete.”
Kitaba adını veren karakter Victoria, Johannes tarafından çok sevilen ve aşık olunan bir kız. Sınıfsal fark, çevresel etmenler ve kişisel tercihlerle ilerleyen bir aşkın hikayesi denilebilir.
Serinin en sıkıcı bulduğum bulduğum kitabıydı, belki de biraz ara verseydim daha iyi olurdu ama yine de aynı konuların işlenmesi kitabı tekrara düşürüyor maalesef.
Kurallar, Kazu’nun soğukluğu, geçmişe dönüşte yaşanan his, kitabın flap sesiyle kapanması hep aynı…
Yine dört tane buluşma var:
Bitkisel hayattaki karısıyla buluşmak isteyen sorumsuz bir koca, köpeğinin son anında yanında olamadığı için kendini pişman hisseden ve köpeğiyle buluşmak isteyen kadın, sevgilisini görmeye giden Hikari ve babasıyla görüşmeye giden, pişman olan aşırı şımarık, terbiyesiz bulduğum kız evlat.
“Ben senin babanım, sen iyi olduğun sürece bana küfür etsen de aldırmam. Çünkü tek önemli olan bu” diyen babanın yetiştirdiği çocuk da ancak böyle olur gerçi!
Adı üstünde rüzgârlı pazar denilen bir yeri anlatıyor bize Mustafa Kutlu alışılmış kalemiyle. Üstgeçitteki, merdivenlerdeki, kaldırımdaki satıcıları yani işportacıları tanıtıyor ya da hatırlatıyor. Genç kız ve sevgilisi, her şeye rağmen kocasını seven ve kollayan çiçekçi Cemile, dürümcü baba, Duran, gözleri görmeyen Nimet ve Cesur, doktor olduğu söylenen berduş adam… Hepsinin hem aynı hem ayrı bir hikayesi var. Yaşadıkları zorluklar, sevgiler, aşklar, ailelerindeki sorunlar hem farklı hem benzer. Ama bir dayanışma var ki hallerinde kelimelerle tarif edilemez. En önemli ortak noktaları olan yoksulluk ancak böyle hissettirilebilir. Hadi gelin rüzgârlı pazara gidelim, oradaki satıcıların hikayelerini dinleyelim, onları gözlemleyelim, artık işportacılara, sokak satıcılarına karşı daha duyarlı olalım ve görmezden gelmeyelim. Ve tabi ki Mustafa Kutlu’yu alkışlayalım. Kalemine sağlık güzel yürekli Kutlu!