Rüzgarlı Pazar

·
Okunma
·
Beğeni
·
7016
Gösterim
Adı:
Rüzgarlı Pazar
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759953416
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Baskılar:
Rüzgarlı Pazar
Rüzgarlı Pazar
İkibin yılından bu yana hemen her sene bir kitap yayımlayan Mustafa Kutlu, bu defa Rüzgârlı Pazar adlı eseriyle okurların karşısına çıkıyor.
Uzun Hikâye, Beyhude Ömrüm, Mavi Kuş ve Tufandan Önce kitapları Kutlu´nun uzun hikâye türünde kaleme aldığı son eserleri. Kutlu bu kitaplarında geleneğin halk hikâyesi vadisinden devşirdiği unsurlarla bir yeniden üretim çabası gösteriyor.
Anlatma esaslı üslup, şifahî edebiyatın bir bakıma yazılı metin haline sokulmasını hedefliyor. Metinlerde kullanılan dil belki de bu açıdan yediden-yetmişe her seviye ve yaştan okura sesleniyor. Rüzgârlı Pazar yazarın önceki dört eserinden farklı olarak halk hikâyesinden masala doğru yürüyen bir özellik taşımakta.
Bu kitap için Bir kent masalı tabiri kullanılsa yerinde olur. Denemelerinde öteden beri ülkemizde görülen ve nedense bir türlü gündemin ilk sıralarına çıkamayanı derin yoksulluk konusunu ısrarla dile getiren Mustafa Kutlu; bu uzun hikâyesinde esas itibarı ile yoksulluk temasını işliyor. Kent yoksulları kronik hale gelen ve sürekli kanayan bu yarayı nöbetleşe nesilden nesile devralmaktadır.
Rüzgârlı Pazar´ın ahalisi bir bakıma bu yoksulluk nöbetini tutan insanlardan oluşuyor. Yine de her kitabında umudun, dayanışma ve sevginin, merhamet ve şefkatin kapılarını açık tutan yazar, Rüzgârlı Pazar´da da umudun kapısını hepten kapatmıyor. Kitap bu hüviyeti ile sevginin, dayanışmanın, merhametin destansı hikâyesini sunuyor.
185 syf.
·3 günde
Kutlu'nun 8 kitabını okudum biri hariç (Uzun Hikaye değil) beni en fazla etkileyen, en fazla sevdiğim hikaye kitabı bu oldu. Yoksulluk nedir, çaresizlik nedir, tutunamayanlar kimlerdir öğrenmek mi istiyorsunuz Rüzgarlı Pazar'ı ziyaret edeceksiniz, bu kitabı okuyacaksınız. Büyükşehirlerde yaşayanların kitaptan sonra arka mahallelere farklı bir şekilde bakmasını sağlayacak bir kitap. Sokaklarda gördüğünüz çocuk işçilere, küçük bir tezgah açıp ekmek parası kazanmaya çalışanlara bakışınızda farkındalık yaratacak bir kitap bu, tabi isterseniz.
“Yoksulun evi uzaktadır, kimseler görmez. Yoksulun sesi kısılmıştır kimseler duymaz. Yoksulun yüzü soğuktur kimseler bakmaz; bakan olsa da yüzünü çevirip gider.” diyor kitabında Kutlu, belki kitabı okuduktan sonra siz bu cümlenin gizli öznesi olmazsınız.
Genelde yaptığı gibi kitapları bölümlere değilde ayrı ayrı hikayelere bölmüş Mustafa Kutlu ama yine hepsi birbiriyle bağlantılı fakat tek başına okusanız da hepsi ayrı hikayeler. Bunu bu kadar güzel yapma sebebi kitabında birçok karaktere yer vermesi galiba. Başrol bulamıyorsunuz kitaplarında birçok kişi var başrolde ve bu daha güzel kılıyor kitabı.
185 syf.
·3 günde·Beğendi
Dün arkadaşımla konuşurken "Mustafa Kutlu bana çok basit geliyor, okuyamıyorum." diye bir cümle kurdu. Durup düşününce Kutlu kitaplarındaki sevdiğim noktanın bu olduğunu fark ettim. Basitlik değil de sadelik. İnsan hayatının bu kadar karmaşık, bu kadar anlamsız olduğu bir noktada; görmemiz, bilmemiz gerekeni, yokmuş gibi davranıp hayatımıza devam etmeye çalıştığımız yerleri bulup, bunları insanın içine işliyor. Hem de oldukça samimi ve sade bir şekilde. Bize de sadece okuyup anlayabilmek kalıyor. Bunu ne kadar başarabiliyoruz muamma.

Rüzgarlı Pazar çoğu kez görmezden gelsek de aynı havayı soluduğumuz, solumaya devam edeceğimiz, yüreği pek çok kişiden zengin insanlarla dolu. Görmeyen iki gözün parmak uçlarındaki sevdası ile... Bu kadar dert sahibi olmalarına rağmen Allah'tan ümidi hiç kesmeyen insanların samimi ortamında buluyorsunuz kendinizi. Şu umudun yarısı da bende kalsın deyip, kalbinize yerleştiriyorsunuz.

Gün içinde Rüzgarlı Pazar'daki gibi yoksullukla mücadele eden, var olmak için, "Ben de seninle aynı dünyayı yaşıyorum" demek için çabalayan insanlarla karşılaşıyoruz. Bunların ne kadarını var kabul ediyoruz, ne kadarına içten bir şekilde dokunabiliyoruz Allah bilir. Okuyun efendim. Belki bir tezgâh alışverişi yaparken, küçük bir tebessüm hediye etmek istersiniz.
185 syf.
·Beğendi·8/10
"İnce ince bir kar yağar fakirlerin üstüne.. " "..yandım yandım nana of of etme ağam noolur. .adam mı ölür.. insan sevince n'oolur n'olur n'olur"
Çok sevdiğim bu türkü bu kitabın özeti aslında... yoksul, onurlu bir avuç insanın bir üst geçitteki pazar tezgahlarının ve birbirinden farklı gariban hayatlarının özeti.. Kendimi çoğu zaman Türkan Şoray Fatma Girik Sezer cik ın filmlerinde gibi hissettim. Gah Azize oldum, gah sırtı kambur kör kemancıya aşık fatma girik..gah da Adile Naşit ve Münir Özkul lu bir neşeli Günler filminde gibi.. buyduk biz Türkiye olarak genelin resmi.. Zaman geçti gitti bu resim değişti elbette.. çok iyi geldi kitap gerçekten.. o samimi diyaloglar ve mutlu biten sonlar..
İlk kez mustafa kutlu okudum.. bir de uzun hikaye nin filmini izlemiştim.. tebessümle okuyacağınız koca yürekli insanların hayatlarına yanından geçip gittiğimiz belki de ufak bir dokunuş...okuyun..basit ütopik demeyin lütfen çünkü bu yazılanları bizzat yaşayanlar da var gerçekten..
185 syf.
"Yağmur yağar ve iliklerine kadar ıslanmış bir kız çocuğu, elindeki birkaç selpakla küskün, oyundan çıkıp gider. Bir saçak altına büzülür. Annesinin kucağını, sıcak soba başını, kedisini özler. Orada çömelmiş, karanlığa baka baka sessizce ağlar. O bir çocuk.
Rüzgarlı Pazar'ın çocuk kolundan..."


Birbirinden bağımsız fakat bir o kadar da benzer hayatların Rüzgarlı Pazarda sığınması, kol kanat germesi birbirine. Öyle içten, öyle gerçekçi. Çoğumuzun unuttuğu belki de görmezden geldiği gerçeklerin bu sayfalarda hayat bulması ve tüm samimiyetiyle bizlere yansıtması yazarın.. Okurken ve okuduktan sonra mutlaka üstünde düşünülmesi gereken bir kitap.
185 syf.
Tek lokmalık kitaplardan :) samimi bir dil ve üslupla yazılmış bir kitap. Dünyanın dertleri çok üstünüze geldiyse bugün ara verip herseye kendinizi bu kitapla insanlardan soyutlayabilirsiniz. Doğuştan zengin gibi yatarak para kazanıp fakiri bile zenginden farksız giyinen dizilerden bir milyon kat gerçekçi ve samimi eğer arka sokaklarda neler yaşandığını merak ediyor iseniz de ayrıca gayet yerinde bi karar olur okumak için.
185 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Rüzgarlı Pazar hazirana yakın bir mayıs gününde açıyor kapılarını tüm yoksullara. Aslında bu kapı hep açıktı ya amma velakin biz pek bakmadan bakar körler gibisinden geçip gidiyoruz diye tutmuş Mustafa Kutlu iğde kokusunun altına Duran ile bağdaş kurmuş, başlamış anlatmaya. Anlatmak ki nasıl anlatmak. En baştan. Rüzgarlı Pazar' ın efradından, onların göç ettikleri yurtlarından, çilekeş analarından, hastalıklı babalarından, daha on yedi, on sekizinde kocaya kaçan ablalardan, okuyan en küçük kızlardan.
Hepsinden bir hikaye, bir menakıp niyetiyle....

Burası İstanbul. Köyünde boğazını doyuracak lokmayı bulamayan gayrı dağı taşı altındır diyerek, yükünü yükleyip düşmüş  gurbet yoluna. Derme çatma bir ev, konu komşu yardımıyla bulunan bir iş. Gerisi.. Gerisi Allah bes.. Kalana da göçene de... O ne güzel vekil. Hem Duran bilir en çok Allah' ın ne güzel vekil olduğunu. Melekler görünür ona. Kutlu' nun dediğine göre de pek tekin değildir bu yüzden. Melekleri görmek ne demek? Ama Duran anlattı ya. O anlatınca "Demek gerçekten görüyor!" diyor insan. Belki melekleri değil de Hızır' ı görüyordur. Ha Hızır ha melek. İkisi de yetişmiş gelmiş ya ötesine laf yok.

Rüzgarlı Pazar' ın bu hikayesi belki 60' lar, belki 70' ler İstanbul'u. Göçün en çok yaşandığı demler. Paranın altı sıfırı varken, bir milyona bir paket balon satılırken.
İyiler kötüler hep bir arada burda. Kimse yargılanmadan olağan haliyle kabul edilerek dahil olur Rüzgarlı Pazar' a.

Pislik Ateş gibi haraç kesenlerin karşısında, Duran' ın Battal abisi gibi bileği kuvvetliler vardır. Battal Gazi Duran' ın abisi kılığında tarih sahnesinden BMW motosiklet ile çıkıp gelmiştir. Gönül adamı, gariban dostu Battal yel olmuş, sel olmuş yetmiştir. Tipik bir kahramandır. Para pul istemez. "Dua kafi" der, döner gider.

Çiçekçi Cemile ağzı bozuk, güleç yüzlü tam bir Roman' dır. Kocasından yana bahtsızdır. Boy boy çocuklarıyla, hayırsız kocasıyla Pazar' ın en başını almıştır.

Şapkacı Bacı tüm pazarın ablasıdır.  Sezona bir bidon limonata, defolu şapkalardan bir parti dağıtarak başlar. Hayrına bizim âma kız Nimet' e de bir tezgah açmıştır.

Çağ ocağının sahibi Pala Hasan içeri girmiş çıkmış, belli ki uslanmış bir adam. Dürümcü, "Adam otu" satan Hacı, yanında Köse..

İşte Kutlu da iyi mi ettim anlatmakla yoksa kötü mü ettim diye derin derin düşünüyor ya? İyi ettin sen sayın Kutlu. Anlattın. Gayrısı sen köşene çekil, biz vicdanımızla baş başa kalalım.

Kışın karın altında, yazın güneşin alnında "Beklemek umuttur!" diyen bu insanlar, fazlası için değil, evlatları için bekler. Boğazlarından geçecek azıcık bir lokma için... Bu yedi sekiz yaşında mendil satan, on bir on iki yaşında simit satan çocuklar evlerine götürecekleri azıcık para için gün boyu dolaşır dururlar. Kemalettin Tuğcu' nun sokak satıcısı çocuklarındanfarklı değillerdir.
 
Kendileri yoksuldur ama gönülleri zengindir bu insanların. Mesela Dürümcü Baba bu çocukların karnını doyurur her akşam. Duran ile Nimet' in günlük iki tane çayı müessesedendir. Doktor Cino' nun üstünü başını dizmiştir Rüzgarlı Pazar' a düştüğü ilk gün. Belki hep yoksul ama hep umut doludur buranın sakinleri. Düğün de kurulur burda. İki âma genç aşık evlenir burda. Kalpleri bir olup atar. Tam da Rüzgarlı Pazar' ın kalbinde. Bazı sevdalar vuslata erer adamı sevinçten deli eder, bazı sevdalar adamın elini  böğründe bırakır tutar ateşin içine atar. Aşık da bu ya. İşte ahbabımız Fuzuli' den bu yana. Sevdikçe yanar, yandıkça sever.

Bizim hikaye de burda biter. Giden gider. Kimi ahirete göçer, kimi sırra kadem basar, kimi içine yüreğine döner. Ama işte herkes bir gün bir yere döner. Gidenlerin işi rast gelsin. Darısı nice gelecek olana, başka bir hikayenin kıyıcığına...
185 syf.
·Beğendi·10/10
Köprü üzerindeki yoksul insanların yaşamlarına değinilmiş bir kitap. Mustafa Kutlu'nun her kitabı çok değerli. Severek okuyorum her zaman. 3 kez okudum bu kitabı :)
185 syf.
·Beğendi·9/10
Ankara'da olanlar bilirler Karanfil'de gece 9.30'dan sonra kurulan küçük pazarı. Kurulmak için zabıtaların ortadan kaybolmasını bekleyen pazarcılar. Her gün yeni kurulan pazarın içinden 'Ben geldim.' Diyerek geçip giden yaşlı teyze. Her geçişimde hatırlatır bize Rüzgarlı Pazar'ı. Samimi insanlar, samimi diyaloglar, küçük ama mutlu dünyalar. Tavsiyedir. Okuyunuz efendim.
185 syf.
·75 günde·Beğendi·9/10
Yine hayatın içinden duru dili,eşsiz betimlemeleriyle insana hem hüzün hem de umut aşılayan bir eserle buluşturmuş Mustafa Kutlu okurlarını. Ben çok sevdim eminim sizlerde seveceksiniz.
184 syf.
·21 günde·Puan vermedi
Mustafa Kutlu 'nun eserleri bana çocukluğumun o kaybettiğim rengini, dokusunu, kokusunu hatırlatıyor.
İzlediğim eski ve çok güzel bir yeşilçam filmi gibi hissettim bu kitapta. Sanki okuldan eve gelip önüne çöktüğüm televizyonda gösterilen ve beni çok etkileyen o eski filmlerden biri gibi. Sanki annem ve komşu kadınlar arasında anlatılan o yokluk içindeki insanların iç burkan sevindiren hikayeleri gibi.
Bu çocuklar 12 yaşında bayağı yaşlanmış oluyorlar. Yoksulluk nasıl pişiriyor insanı; kızgın fırınlarda pişiriyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Rüzgarlı Pazar
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759953416
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Baskılar:
Rüzgarlı Pazar
Rüzgarlı Pazar
İkibin yılından bu yana hemen her sene bir kitap yayımlayan Mustafa Kutlu, bu defa Rüzgârlı Pazar adlı eseriyle okurların karşısına çıkıyor.
Uzun Hikâye, Beyhude Ömrüm, Mavi Kuş ve Tufandan Önce kitapları Kutlu´nun uzun hikâye türünde kaleme aldığı son eserleri. Kutlu bu kitaplarında geleneğin halk hikâyesi vadisinden devşirdiği unsurlarla bir yeniden üretim çabası gösteriyor.
Anlatma esaslı üslup, şifahî edebiyatın bir bakıma yazılı metin haline sokulmasını hedefliyor. Metinlerde kullanılan dil belki de bu açıdan yediden-yetmişe her seviye ve yaştan okura sesleniyor. Rüzgârlı Pazar yazarın önceki dört eserinden farklı olarak halk hikâyesinden masala doğru yürüyen bir özellik taşımakta.
Bu kitap için Bir kent masalı tabiri kullanılsa yerinde olur. Denemelerinde öteden beri ülkemizde görülen ve nedense bir türlü gündemin ilk sıralarına çıkamayanı derin yoksulluk konusunu ısrarla dile getiren Mustafa Kutlu; bu uzun hikâyesinde esas itibarı ile yoksulluk temasını işliyor. Kent yoksulları kronik hale gelen ve sürekli kanayan bu yarayı nöbetleşe nesilden nesile devralmaktadır.
Rüzgârlı Pazar´ın ahalisi bir bakıma bu yoksulluk nöbetini tutan insanlardan oluşuyor. Yine de her kitabında umudun, dayanışma ve sevginin, merhamet ve şefkatin kapılarını açık tutan yazar, Rüzgârlı Pazar´da da umudun kapısını hepten kapatmıyor. Kitap bu hüviyeti ile sevginin, dayanışmanın, merhametin destansı hikâyesini sunuyor.

Kitabı okuyanlar 710 okur

  • Nimet Senem Tümer
  • Hakan YILDIRIM
  • Miva RF
  • Fatih Zeyrek
  • Sıradan Biri
  • ÇöldeVaha
  • Ekrem
  • Songül Keloğlu
  • Yunus Emre
  • Ayhan

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.6 (1)
9
%0
8
%0.6 (1)
7
%3 (5)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0