Yunus’ta aşk, hem yaşanan duygusal, yani varoluşsal gerçekliği hem de varlıksal, yani ontolojik gerçekliği olan bir kavramdır. İşte bu yüzden Yunus Emre, aşk sözcüğü yerine ışk sözcüğünü tercih etmiştir. Çünkü ışk, anlamca aşk sözcüğünden daha geniş kapsamlıdır ve aralarında nitelik farkı vardır.Aşk, daha çok duygusal ve profan bir sevgiyi ve muhabbeti ifâde ettiği halde, ışk ulvî ve manevi sevgiyi ifâde eder.
Aşk tanımlanan değil, tanımlayandır, anlam değil, anlamlandırmadım. Aşk, asıl ve öz olması nedeniyle varlık ve duygu planında var olan her şeye, “şey” olma anlamını kazandırmaktadır. İşte kendisi anlamlanan değil, anlamlandıran olması nedeniyle, Yunus’a göre gerçekte aşkı tarife ve tanıma sığdırmak olanaksızdır.
Aşk, tanımlanamayan bir sözcük olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yunus’ un bütün felsefesini özetleyen bu anahtar sözcüğün tek bir cümleyle veya cümleciklerle tanımı imkansızdır. Zira Yunus’a göre, aşk her şeydir.
Her şeyin özü aşktır ve her şey aşkın eseridir.
Birbirini seven iki insan için en iyi çözüm, evliliktir.
Sorunu yaratan evlilik değil, evlenen kişilerin karakter yapıları ile içinde yaşanılan toplumun kuralları ve değer yargılarıdır.
Sevgiye sahip olabileceklerini sanma hatası, onların birbirlerini sevmelerine engel olup sevgiyi yok etmiştir.İşte bir kez bu düzeye gelince, çiftler yeniden sevebilmeyi denemek yerine, sahip oldukları ortak şeylere yönelirler. Para, toplumsal yer, ev, çocuklar gibi konular sevginin yerini alır ve sevgi ile başlayan bir evlilik böylece çoğu kez, dostane bir mülkiyet ortaklığına dönüşür. İçine kapalı, bencil ve birbirinden kopuk iki kişinin bu beraberliğine de yanlış bir tanımla “aile” denir.