Fulya Yüksel

"20 verdik, 1 aldık. Herkesin ağzında bir stres.İyi de stresten maksadın ne güzelim? Dert mi, gam mı, kahır mı, keder mi, gussa mı, yeis mi, tasa mı, mihnet mi, elem mi, üzüntü mü, endişe mi, kasvet mi, nedamet mi, melal mi, enduh mu, hüzün mü, hüsran mı, hicran mı, ızdırap mı, inkisar mı, kabus mu, hafakan mı, teessüf mü, teessür mü, vehim mi, buhran mı, matem mi, gaile mi? Söyle hangisi?’’
Fulya Yüksel
Bi tutam yeis, bir çay kaşığı kadar dert ve 2 su bardağı teessüf..
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
HUZUR/SUZLUK Sıcak. Soluk soluğa. Terlemiş. Tıpır tıpır yağmur sesi. Yatağında. İki elini saçlarının arasına aldı. Doğruldu. Derin bir nefes aldı. "Kırmızı büyük taşlı duvar, kaldırım taşlı zemin, yemyeşil bahçeli mavi Cami, biri küçük biri büyük karşılıklı binalar. Köy meydanı, karşılıklı kahveler. Birkaç kişi oturmuşlar. Yüzler bulanık. Biri Mehmet Ağa diğerlerinin sesi var sadece. Biri yeni traktör almış, malını över; biri çocuğunu memur yapmak ister, tanıdık olmadığından yakınır; birinin meyve bahçesini don çarpmış ne yapacağını bilemez, çoluk çocuk koca sene. Ev yolunda. Arkasında ‘O’ ,kucağında bir bebek. Seslenildiğini işitti. Yüzünü dönmedi ama bir adım daha da atmadı. Anlatılanları duyuyor ama anlamıyordu; çok uzak hüzünlü bir ses ve acı bir bebek ağlaması . Öyle bir ağlama ki , kulakları eriyor, ağlıyor, ağlıyor, ağlıyor…….” Yorganı üzerinden attı. Buz gibi zemine bastı. El yordamıyla terlikleri ayağına geçirdi. Kapıyı açıp dar koridoru geçti. Salondaki sehpanın üzerinden sigarasını buldu. Camı açtı, buz gibi bir hava yüzüne çarpınca biraz kendine gelir gibi oldu. Sigarasını yakıp derin bir nefes çekti. “Sanki her şey dün gibiydi. ‘O’ birden çekip gitmiş ve yerini derin boşluğa bırakmıştı, hiç dolmayacak bir boşluk. Aylarca onu aradı. Çalmadığı kapı sormadığı kimse kalmadı, bir umut. Aylarca bekledi hiçbir haber yok, hiçbir ses yok karanlığı aydınlatan. Uykusuz geceler. Düşüncelerden bir boşluk bulup uyuduğu ve gece yarısı kabuslarla uyandığı. Arkası arkasına kabuslar. Tartılan zamanlar, kim haklı. O mu kendisi mi. Pişmanlığın göğsüne taş gibi oturuşu. Haykırışlar, haykırsa da gecenin karanlığında kaybolan bir ses. Uykusuz geceler…Uyanıp tekrar uyumak istemediği, istese de uyuyamadığı. Karanlık geceler, karanlık gündüzler. Rüya ile gerçeğin, bilinç
Fulya Yüksel
Birisi affetmenin ne büyük uyum isteği ve koca bi palavra olduğundan bahsetmişti.
“Suyun öte tarafından birini mi öldürdün? Sen kahramansın. Eğer suyun berisinde birini öldürdünse sen bir katilsin!“
Sayfa 53 - Dergah- pascalın sözü
Fulya Yüksel
İroni güzel
''Bazı kadınlar hep gülümser... Gelirsin gülümser,seversin gülümser,öpersin gülümser,sarılırsın gülümser,saçlarını koklarsın sadece gülümser... Gidersin gülümser,acı çeker yine de gülümser. Gecenin soğuğunda ona armağan ettiğin şarkıyı dinler gülümser.Gözlerinden yaşlar gelir gülümser.'' Yalnızca Yalnızım, Mehmet Ali Kılınç
Fulya Yüksel
Bazen öyle acıtır ki canını bu gülümsemek, öyle kızar ki dilinin ucundan bi türlü sese kavuşamayan sözcüklere.. Bi zaman sonra en sevmediği ama değiştiremediği özelliği olur, 'gülümsemek'.