Ömer kavak

Ömer kavak
@Omer_kkk
Götürüp kelimeleri başka bir semtte attılar beni.
Ressamlıkta renk, duvarcılıkta taş neyse edebiyatta da dil öyle ilk maddedir. Hatta dillin edebiyatla ilişkisi daha ileri seviyededir. Çünkü düşünce ve duygu, dille gelmedikçe varlık kazanmaz. Birtakım hususlarda söz, düşünce ve duyguya boyun eğdirmede çok zorluk çekse de bu ikisine boyun eğdirmeye muvaffak olmadan bir düşünce veya duygunun varlık kazanmasından söz edilemez.
Sayfa 120·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Belki de şahsiyet dediğimiz şey bu, yani hafızanın ambarındaki maskelerin zenginliği ve tesadüfü, onların birbiriyle yaptığı terkiplerin bizi benimsemesidir.
Sayfa 52·Kitabı okudu
Sağlığım çok iyi, kafam da rahattı. Ne bir dostun hainlik ve sadakatsizliğiyle karşılaşıyor ne de açık ya da gizli bir düşmanın kötülüğüne uğruyordum. Büyük bir adamın ya da gözdesinin lütfunu elde etmek için rüşvete, yaltaklık ya da muhabbet tellallığı etmeye, hile ve zulme karşı sipere de gereğim olmuyordu. Burada ne vücudumu harap edecek hekim, ne servetimi yok edecek avukat ne de kendisini kiraya vererek bana karşı bir takım suçlamalar düzecek jurnalcılar vardı. Burada eleştiriciler, dedikoducular, yankesiciler, haydut, hırsız, avukat, soytarı, aracı, kumarbaz, siyaset adamları, nükte meraklıları, karasevdalılar, can sıkıcı gevezeler, ihtilafçılar, katiller, soyguncular, uzmanlar olmadığı gibi parti önderleri ile kuyrukları, onu bunu kandırıp dürterek düşkünlük yoluna çekenler de yoktu.
Sayfa 304
Beş dakika sonra hastaneden çıkıyorum. Son not: bu odada başkaları inleyecekler. Onları şimdiden gayet iyi tanıyorum. Üstümden çıkarıp yatağa attığım robdöşambr içinde ebediyen aynı insan bulunacak: Hasta!
Sayfa 112·Kitabı okudu
2. Saf olmayanı saf ile karıştırmak Modifikasyonları kontrol edene kadar, aslında algıladığın her şeyi zihnindeki bu modifikasyonlar ve yanılgılar aracılığı ile algılarsın. Yani bunları bir filtre gibi düşünecek olursan, her şeyi bu filtre aracılığı ile görürsün. Cehaletin neticesinde kendi zihnini saf bilinç olarak algıladığından, baktığın her şeyi kendi düşünce kalıpların aracılığı ile algılamana rağmen, onları saf halleri ile gördüğünü zannedersin. Tıpkı kendi özünü göremediğin gibi diğer şeylerin de özünü göremezsin. Örneğin, karşındaki biri bir eylemde bulundu; onun o eyleminin içindeki gerçeği, gerçek ihtiyacını ve niyetini görebilmek yerine, sen zihnindeki modifikasyonlar aracılığı ile durumu değerlendirirsin. Ve bu, zihnin saf olmayan algısından başka bir şey değildir. Zaten bundan dolayı, birini kızdıran bir konu başkasına gayet normal gelir. Ya da birine iyi gelen diğerine kötü gelir. Eğer her şeyi saf halleri ile algılasaydık, herkesin aynı objeyi aynı şekilde görmesi gerekirdi.
Sayfa 21 - Felsefe serisi-Destek yayınları serisi