Avukatım bana ne diyordu? Kürek mahkûmluğu! Ah,
evet! Bin defa ölmeyi yeğlerim! İdam sehpasını zindana,
cehennemi hiçliğe, Guillotin'in bıçağını prangaya yeğlerim! Kürek mahkûmluğu, yok daha neler!
Belki de gün ışığının gölgelerle aralandığı bir hayat daha anlaşılabilir ve güzeldir. Belki fırtınalar atlatan bir ilişkide daha fazla derinlik vardır.
İçtenlikle ve eylemlilikle...