Kitaptan önce şunu söyleyeyim ki, çok fazla kitabını okumadım ancak S.King gerçekten bir dahi. Hikaye anlatma ustası.
Kitapta üç öykü var ve hepsi de çok güzel. Öncelikle ilk öykü Yetenekli Öğrenci eski bir savaş suçlusuna kendi kibriyle yakınlaşan bir çocuğun hikayesi ve ikisinin adım adım değişimlerini izliyoruz. Birinin geçmişe dönüşü desek de olur.
3. Öykü ise Solunum Metodu. Gerçekle, gerçek olmayanın harmanlandığı -Lovecraft tekniği- güzel, gizemli bir öykü. Yine merak uyandıran cinsten.
2. Öykü ise Esaretin Bedeli. Evet aklınızdaki o soru ise kimse tartışamaz ki film daha iyi. Ancak burada senaryoyu King ve Darabontun birlikte yazdığını unutmayalım. Öncelikle film daha periyodik ve öyküde geçen bazı yerleri daha çok göstermesi bakımından daha iyi. Daha dramatik bir yapı için farklı kısımlar eklenmiş ve değiştirilmiş. Kitap sadece Red'in gözünden ve onun anlattığı şekle sadık kalmış, film ise Red anlatsa da Tanrı Gözüyle, herşeyi bilen, gözle yapılmış.
Spoilerli olacak farklar şöyle: Andy tüneli 19 yılda kazsa da 28 yılın sonunda kaçıyor.
Hapiste yattığı süre içinde birçok müdür değişiyor, gardiyanlar değişiyor. Onun hikayesini öğrenmiş olan genç mahkum Müdür tarafından öldürtülmüyor, çok rahat bir hapisaneye yollanması karşılığında susturuluyor. Kütüphaneci çıkınca akıbetini Red anlattığı için bilemiyoruz. Andy kütüphanede müzik yayını yapmıyor ve en önemlisi bütün müdürlerin yaptığı gibi hesap kitap yaptığı için son müdürün yolsuzluklarını biliyor ama onun parasını çalmıyor. Savaşta beraber bulunduğu bir can yoldaşı onun adına dışarıda hisse senedi, ehliyet filan alıp o isme bankada bir kasa alıp oraya koyuyor ve anahtar da o taş duvarın orada. 385 bin doları oluyor kaçtığı zaman.
Daha ufak tefek birkaç ayrıntı var ama neticede film hikaye olarak daha iyi ve