Benim için bir Harry Potter dergisi olarak almıştım, yani öyleydi en azından. Sonra 18. sayfada öyle bir deneme ile karşılaştım ki Ece temelkuran diye biri yazmış eğer ki bunu okursa beni ne beni ne kadar etkilediğini bilmesini isterim ve bu dergiyi hiç okumayanlar için paylaşmak istiyorum. Dergiyi okudum ama bilmiyorum beni böyle bir şeyin etkileyeceğini düşünemezdim. Çünkü diyorum ya Harry Potter dergisi olarak aldım ve beni yürekten etkileyen bir deneme ile karşılaştım. Kadına şiddetin, kadın cinayetlerinin, çocuk cinayetlerinin ardı arkası gelmeyen bu zamanlarda bu denemeyi paylaşmam gerekiyor diye düşündüm lütfen lütfen Siz de okuyun
GÜRÜLTÜDE KAÇMAK
Bir kadın görmüştüm, yıllar evveldi. Adı kalmamış aklımda. İnsanların haklarını savu nuyordu kısaca söylersek. İşi buydu: Öldürülmüş, işkence görmüş, kaybedilmiş insanların derdine bakıyordu. Pek kimseye anlatmamış, niyeyse bana anlattı bir gün, benim öyle bir yüzüm vardır, herkes anlatmak ister. Anlattıkça kendi yüzlerine benzetirler yüzümü, belki ondan. Kadın kırklarının ortasındaydı. Kaybedilmiş bir insanın gömüldüğü yeri bulmuştu, kazdırıyordu. Ne ki hamileydi altı aylık ve oracıkta işte bebeğini düşürmüştü acıdan. Kim-senin bilmediği bir cinayet. Kimseye anlatılamayan. Kayıt dışı ölüm. Sonra da bebeği olma mış hiç, onu da dedi. Buna ne diyeceğiz? Hiç doğmamış çocuklar da öldürülmüş sayılabilir mi? Hiç kanıtlanamayacak cinayetler işlenmiş sayılır mı?
Gürültü büyüdükçe insan kulağını daha çok kapamak istiyor. Savaşa giden biri anlat-mıştı. En kötüsü ölmek korkusu değilmiş. "En kötüsü..." demişti, ... hiç bitmeyen gürültü. O delirtiyor insanı Şimdi savaş yok diyorlar ama gürültü sanki bir savaş gibi, kulağını kapa-mak istiyor insan.
Gürültüde insan kapıyı pencereyi kapatıp içine kapanmak istiyor. Hiç başa