Hayatımı bir suçlu gibi, utanç içinde yaşadım. Haklı olduğum anlarda bile, karşı tarafı incitmemek adına suçu ya üstleniyor ya da daima görmezden geliyordum. Haksız olma ihtimalime karşın bahane olmasın diye, burada bile tek bir cümle etmeye çekiniyorum. Haklı olmanın ekmeğini hiçbir zaman yiyemedim; ben daima kendini ezdirmeye mecbur olanım, kendini taşlatmayı görev edinmiş bir evden geliyorum. Bu leke, üzerimden asla çıkmayacak.
Şimdi sevgiye, her sıcak ve şefkatli kelimeye açıktı. En ufak bir teşvikle kalmayı kabul edecekti. Öyle ya da böyle, bir şekilde sadece eski yaşantısına dönmek istiyordu.