Her insanın bir tiranı bulunur: Cehalet. Bu cehalet zorbası, bir yönetim biçimi olan monarşiye neden oldu. Oysa bilimin kökleri gerçektedir ve insanlığı sadece bilim yönetmelidir
Kitabı birkaç videodaki ve sitelerdeki tavsiyeler üzerine okumaya karar verdim ve maalesef yine hüsran . Yazarımız ilk haçlı ve en büyük haçlı seferini roman tarzında aktarmaya çalışmış ancak bana hiç ilgi çekici gelmedi. Tarihe meraklı biri olmama rağmen çoğu yerde çok sıkıldım. Çok gereksiz ayrıntıya girmiş ve hiç ilgi çekici değildi.
Şöyle söyleyeyim Kudüs'ün alınması 260. sayfada anlatılıyor.
En çok haçlılar ve İslam dünyası arasındaki sosyal olayları ve günlük yaşamın anlatılmasını bekledim ancak o yönden de neredeyse hiç bahsedilmemiş. O kadar ıvır zıvır ayrıntıya girmişsin bari sosyal hayattan bahset be adam !
Açıkçası Tarihçi olmayacaksanız vakit kaybı ,tavsiye etmiyorum.
Haçlılar meydanları doldurdular ve evleri yağmaladılar. Önlerine geleni kestiler ve vücut parçalarını çatılardan aşağılara savurdular. Sokaklarda insan parçalarına basmadan yürümek imkansız hale geldi. Haçlıların ardından ayaktakımı da şehre dahil oldu. Bunlar, yaygıları ve ipekleri kapışıyor, altın ve gümüş bulmak umuduyla sandıkları ve dolapları paramparça ediyorlardı. Terk edilmiş camiye girdiler. Oymalı ve yaldızlı minbere baktılar, Üzerlerinde muazzam Kuranlar bulunan rahleleri devirdiler, beyaz sarıklı hacıları yerlerde sürüklediler. Bu camilerin, korkunç bir putperest Tanrısı zannettikleri Muhammed için inşa edilmiş Hıristiyanlık karşıtı mabedler olduğuna inanıyorlardı. Fakat burada sadece gölgeler, renkli camlardan içeri sızan zayıf ışık, yanmış mumların kokusu ve doğradıkları insanların kanı vardı.
Bir camide Müslümanları birbirlerine sokulmuş halde buldular. Balta ve sopalarıyla insanlara, vücutları zemine serili seccadeleri kaplayana dek vurdular. Şövalyeler ve silahlı adamlar sarayları keşfe çıktılar. Bakırtaşı ya da kaymaktaşından yapılmış, kadınları koruyan bölmelere girdiler, Türk kızlarına zulümlerde bulundular ya da onları öldürdüler. Silahlı kalabalıklar, zafer
sarhoşluğu içinde koridorları doldurdu. Kendilerini minderli divanlara attılar ve kölelere şarkı söylettiler.