"Çok boyutlu,çok duyumlu deneyimimizi tek bir sözcüğe indirgediğimiz anda,bizi çevreleyen sonsuz zenginliği bozmuş,insanoğlunun hayal gücünü iğdiş etmiş ve totaliter bir düzeni zorla kabul ettirmiş oluyoruz.
Dünyayı sözcüklerle tutsak ettik. Bu süreçte biz de,kendi sözcüklerimizin tutsağı olduk."
"Yukarı çıktığımı sanarken, yokuş aşağı yuvarlanıyormuşum meğer. Gerçekten tam tanımı bu. İnsanların görünüşüne göre yükseliyordum ama yaşam da aynı ölçüde benden uzaklaşıyormuş. Şimdi her şey tamamlandı, artık sadece ölüm var. O zaman bunlar ne anlama geliyor? Neden? Yaşam bu kadar anlamsız ve korkunç olamaz. Ama gerçekten bu kadar korkunç ve anlamsızsa neden ölmeliyim,neden ıstırap içinde ölmeliyim? Ortada yanlış olan bir şey var!"
"Ölümü bile kendisi için bir kurtuluş olmayacağı için kendini inanılmaz derecede mutsuz hissediyordu ve öfkesini gizlemek zorunda olması da kızgınlığını artırıyordu."