Yazar, Taylan Özbay eserinde insanlığımızı sorgulatırken yaşanmış anılarını öykü tadında okura sunuyor. Benim en çok keyif aldığım kitaplardan biri oldu. Sade anlaşılır, akıcı bir dille yazılmış. Kitapta,Türk Edebiyatına önemli katkılar sağlamış on yazarın, Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet ve yapılan devrimlerin yönlerine dair görüşlerine yer veriliyor. Kitabı okurken bugüne kıyasladığımız ve değişen, toplum olarak insanlar arasında uçurumlar yaratan değişimleri görüyorsunuz. Sanırım bu kitabı anlatacak cümle "insan olmak". Uzun lafın kısası Taylan Özbay'ın İnsan İzi ni okuyun insanı bulursunuz. Keyifli okumalar...
İnsan İziTaylan Özbay · Telgrafhane Yayınları · 201614 okunma
“Çok lezzetli bir kitap önerisi ile geldim.”
Diye bir cümleyle öneri gelince bu kitap, elimdekileri bi kenara atıp hemen merak ve heyecanla okumaya başladım.
Masumlar , “benim vatanım çocukluğumdu ve ben büyüdükçe uzaklaştım ondan, uzaklaştıkça da o büyüdü içimde” cümlesi ile başlıyor. Daha ilk cümleden itibaren anlayacağımız gibi kitap bir tür “sürgünlük” teması yoğun olsa da, sonunda anlıyoruz ki; “insan insanın sığınağıdır” aslında.
İki farklı zamanda geçiyor hikaye, iki farklı coğrafyada, iki farklı şehirde ve iki farklı dil, iki farklı evren… ilk hikaye, Haymana Ova-sı’ndaki bir köyden, ikinci hikaye ise Cambridge yer alıyor. Zamanlar ve mekanlar farklı olsa da, geçmişten günümüze insanın duyguları sanki hiç değişmiyor gibi. Aidiyet duygusu, kök salma arzusu hep aynı.
Dil bakımından çok beğendiğimi söylemeliyim öncelikle. Köyde geçen hikayelerde kullanılan dil, uzun uzun cümleler, güzel betimlemeler, yoğun bir anlatım olmasına rağmen, size verdiği mesaj kısa öz ve bir o kadar içten.
Yani tıpkı eski insanlarla sohbet ettiğinizde hissettiğinizde o duyguyu hissediyorsunuz içten içe, o huzur işliyor bedeninize.
Şehirde geçen hikayede ise, cümleler kısa, anlatım sade, betimlemeden uzak fakat derin bir sorgulamaya yönlendirecek şekilde düşündürücü ve yükü ağır. Burda da yüne günümüz şehir insanının kısa cümlelerle kurduğu iletişimi ve aslında konuşamadıkları o düşüncelerin kaygısı ve huzursuzluğunu hissediyor insan. Dil tekniğine kesinlikle hayran kaldım.
"Eski zamanlarda herkesin kendi ruhuna uygun bir kitabı olurmuş. 'Sır kitabı' der, ömür boyu yanlarında taşırlarmış.”
Feruzeh de sır kitabını hep yanında taşıyan, az soran, çok anlayan huzur dolu bir karakter…
Brani Tawo ise daha çok soran, anlamaya ve anlaşılmaya hasret, ölen arkadaşları için yaşamayı onlara