Ekonomisi enkaz, eğitimi yerle bir, psikolojisi paramparça bir toplumun; tüm bu devasa yıkımı görmezden gelip kadının eteğine, yaşına ve makyajına kilitlenmesi, bir "kolektif körlük" halidir. Bu düzen kadına zehirli bir paradoks sunar: Doğal kalırsan zamanın tozları altında "görünmez" olursun; genç kalmaya çalışırsan "yapay" olmakla suçlanırsın.
Kendi iradesini ve ahlakını bel altına indirgemiş, dürtülerini kontrol etmekten aciz eril zihniyet; yönetemediği ülkenin ve ekonominin hıncını, yönetebildiğine inandığı tek yerden, yani kadın bedeninden çıkarır. Yanan bir evin ortasında inatla vitrin düzenlemeye benzeyen bu tutumda asıl çürümüş ve "yapay" olan; kadının yüzündeki çizgiler değil, toplumun o ikiyüzlü vicdanıdır.
"Hayatını ağır kanamalı geçirmek istemiyorsan, koparken parçalanacak kadar alışma kimseye. Onlar seni terk etmeden sen onlardan vazgeç. Kalmaya çalışıyormuş gibi yaparken bile koşarak çık bütün fotoğraflardan."