Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
''Cevap ver bana."
Albay bu kelimeleri uyuduktan önce mi, yoksa sonra mı duymuş olduğunu bilemedi.
"Hiçbir şey satamazsak ne yapacağız?" diye yineledi kadın.....
"Horoz kazanırsa," dedi kadın.
"Ya kaybederse? Horozun kaybedebileceği hiç aklına gelmiyor.
"O horoz kaybedemez."
"Ama diyelim ki kaybetti.''
''Bunu düşünmeye başlamamıza daha kırk dört gün var," dedi albay.
Kadının sabrı taşmıştı.
"Peki o zamana kadar ne yiyeceğiz?" diye sordu.
Albayı flanel gecelik entarisinin yakasından kavramış şiddetle sarsıyordu.
Albayın bu ana ulaşması yetmiş beş yılını dakika dakika, yaşamının yetmiş beş yılını almıştı.
Yanıtlarken yalın, açık ve yenilmez hissetti kendini
''Elinin körünü.''
"Yapabileceğimiz tek şey horozu satmak," dedi kadın.
"Saati de satabiliriz."
"Onu almıyorlar.
''Öyleyse resmi satarız.''
Onu da almıyorlar.
"Albay, sesinde en ufak bir değişme olmadan, "Bakarız," dedi usulca.
"Uyu artık. Yarın hiçbir şey satamazsak başka bir şey düşünürüz."
Sonra albay lambayı söndürmeye hazırlandı. Ama kadın karşı çıktı.
"Karanlıkta ölmek istemiyorum.'' dedi.
Albay lambayı yerde bıraktı.
Gücünün tükenmeye başladığını hissediyordu.