''Cevap ver bana."
Albay bu kelimeleri uyuduktan önce mi, yoksa sonra mı duymuş olduğunu bilemedi.
"Hiçbir şey satamazsak ne yapacağız?" diye yineledi kadın.....
"Horoz kazanırsa," dedi kadın.
"Ya kaybederse? Horozun kaybedebileceği hiç aklına gelmiyor.
"O horoz kaybedemez."
"Ama diyelim ki kaybetti.''
''Bunu düşünmeye başlamamıza daha kırk dört gün var," dedi albay.
Kadının sabrı taşmıştı.
"Peki o zamana kadar ne yiyeceğiz?" diye sordu.
Albayı flanel gecelik entarisinin yakasından kavramış şiddetle sarsıyordu.
Albayın bu ana ulaşması yetmiş beş yılını dakika dakika, yaşamının yetmiş beş yılını almıştı.
Yanıtlarken yalın, açık ve yenilmez hissetti kendini
''Elinin körünü.''