Jack London ile en son Bir Kuzey Macerası'nda kötü ayrılmıştık. Aramız limoniydi. Ama şimdi Adem'den Önce ile geldi ve tekrar aradaki buzları erittik hatta tekrar kanımız kaynamaya başladı. Jack London Adem'den Önce kitabında konusu bakımından özgün ve çok hoşuma giden bir altyapı belirlemiş. Amerika'da günümüzde yaşayan bir insan her gece rüyasında Adem'den Önceki zamanlara, insanların daha evrimleşmediği zamanlara gider. Orda Kocadiş (insan-maymun arası bir canlı) diye adlandırılan insanın hayatını yaşar. Rüyadır ama bir yandan da gerçektir bunlar. Çift kişilik yaşayan ana karakterimiz geceleri rüyasında işte bu Kocadiş'i yaşamakta ve o zamanı birebir deneyim etmektedir. Kocadiş'in başından geçenler anlatılır ama asıl odak o dönemi anlatmaktır. Jack London kalemine güvendiğim bir kişi ve bunu bu kitapta tekrar gösterdi. Her kitapsevere tavsiye edebileceğim türden bir kitap, kesinlikle okunmalı. 9/10
Bir Kadının Yaşamından 24 Saat, beni tam anlamıyla içine çekemedi. Neden çekemedi derseniz olayı adam akıllı anlayamadım. Zweig'ın kalemini normalde severim kitaba hemen alışırım ama bu kitabın ne anlattığını bile adam akıllı idrak edemedim. Kötü bir zamanda okumuş olabilirim. Dostoyevski'nin Kumarbaz'ına da benziyordu ama sadece konu olarak. Zweig her zaman ki gibi aşkı, dramı, kişilik analizlerini katmış işin içine. Ama şu ana kadar okuduğum Zweig kitaplarından en uzatılmışı ve maalesef en iyi olmayanı buydu. Kötü demek Zweig'a benim harcım değil ama beğenmediğimi bir şekilde ifade etmem gerek. 7/10