Sokrates yanılmıştı. Haklı olarak mahkûm edilmek, haksızlık yapılmasından çok daha iyiydi. Haksız yere içeri atıldığında, ortada ne bir suç ne bir gerekçe ne de bir anlam vardı. Belirsizlik, bir zehir gibi damarlanna işledi. Gece gündüz, uyur uyanır, "Niye buradayim? Niye”diye sorardı kendine. Haksızlığa uğrama hissi,öfkeyle karışıp içini kemirirdi. Keşke bir suçu olsaydı. Keşke bir hata yapmış olsaydı da, "Tamam, bunu ben seçtim, bedelini ödüyorum," diyebilseydi. Haklı yere cezalandırılmak, haksız yere çürümekten bin kat daha katlanılır olurdu. Keşke bu düzen, onu hapse atarken haklı olsaydı. Keşke bu ceza, toplumun iyiliği için, adaletin bir parçası olarak verilmiş olsaydı. Pişman olmak istiyordu ama neye pişman olacağını bilemiyordu. Ve onun çektigi bu acı, ailesinin üzüntüsü toplumun zerre kadar işine yaramıyordu