Öleceği belli bir adamdı diyorum, bunu sizin gibi ölüye bakarak bile söyleyemeyenlerin arasında çektiğim azmış gibi kulağınızdaki perdeye rağmen söylüyorum, daha ne yapayım. Gözleriniz ne kadar mat, önünüzde kainatın bütün zuhuratı meydana gelse kılınız kıpırdamaz, İsa'yı çarmıhta görseniz komşudan gelen kurban payını beğenmediğinizde duyduğunuz yeisin yüzde birini duymazsınız, kunkure i alemden bir işin iç yüzü size anlatılsa bin yıllık karınızın memesini gördüğünüzdeki kadar heyecanlanıp peşine düşmezsiniz, şu Adem aleyhisselam bir lokma elmayı ısırdı da bin yıllardır boğazında duruyor, gidip bir sırtına vurayım da, 'Neyse ne, safan olsun diyeyim,' demezsiniz, ben daha dün dedim, oradaydım, gerçi vurdum sırtına yutkunsun diye de kıpırdamadı, o da alışmış,