'İğdenin dalları yerdedir'; çünkü bozkırın kıraç ğöğsüne kök salarak ayakta durmayı öğrenmiş bir 'Hudâ-yı nâbit'tir: Nazlanmaz tahammül eder, yüksek sesle konuşmaz fısıldaşır, cezbetmez yalnızlığı bilir, muâşakadan anlamaz dikeni çelik gibidir, üstelik derler ki gölgesi yılan yatağıdır.