Ulas

Ulas
@Orpheios
Modern çağın varoluşçusu,sıradanlığın yükünü omuzlamış bir düşünce mahkûmu.Sabah 5te uyanır, zihninde davalar açar;hem yargıçtır hem sanık.Herkesin merak ettiği ama kimsenin bilmediği bir dosyayı taşır gibi yaşar.
Personel Officer
İstanbul Teknik Üniversitesi
Abu Dhabi
Adana, 14 Şubat
41 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
500 tl'lik banknota resmi basılası şahsiyet
Ekşi Sözlük’te "500 tl'lik banknota resmi basılası şahsiyet" şeklinde bir başlık açılmış ve birçok kişi (neredeyse tamamı) paranın değerini düşürenlerin sembol olmasını savunmuş. Ancak benim için bu tartışmanın tek bir cevabı var: Paranın üzerinde Atatürk’ten başka bir yüz düşünemiyorum. İşte tam da bu yüzden, düşüncelerimi burada da paylaşmak istedim: Mustafa Kemal Atatürk: Hem tarihin hem de cebin ağırlığını taşıyabilecek tek isim. Düşün, paranın değeri düşer, alım gücü biter, ama üzerindeki o bakış var ya... Yine de seni bir şekilde "Daha iyisini yapabiliriz" diye motive eder. 500 TL’nin elde durması zor, harcanması kolay ama üstündeki Atatürk resmini görüp de insanın iki kere düşünmemesi imkansız. “Şimdi harcarsam, onun vizyonuna layık hareket ediyor muyum?” diye düşündürür. İşte tam da bu yüzden, hem cebimizde hem de yüreğimizde taşınması gereken adam.
Duygu ve Düşünce
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Milena’ya Mektuplar: Kafka’nın Suskun Çığlığı
10/10
·224 syf.··
2024 2. kitabı
Bazı kitaplar vardır, insanın kalbine bir bıçak gibi saplanır ve her sayfasıyla o bıçağı biraz daha derine iter. Franz Kafka’nın “Milena’ya Mektuplar”ı işte böyle bir eser. Bu kitap, yalnızca bir aşkın değil, aynı zamanda bir insanın kendi karanlığına yazdığı iç çekişlerin, haykırışların ve tükenmişliklerin destanı. Her kelimesinde Kafka’nın Milena’ya duyduğu derin, sarsıcı, ama bir o kadar da imkânsız aşkın izleri var. Fakat bu aşk, sıradan bir sevdanın ötesinde, Kafka’nın kendi iç dünyasının aynası. Kafka’nın mektuplarında hissettiğiniz ilk şey, bir insanın kendine ve dünyaya duyduğu güvensizlik. Milena’ya duyduğu sevgi o kadar saf ve o kadar yoğun ki, bu sevgi Kafka’nın ellerinde bir zindana dönüşüyor. O, Milena’yı seven adam olmanın ağırlığını taşıyamıyor. Kafka’nın satırları, aşkla dolu bir yüreğin kendini parçalamasını izlemek gibi. "Seviyorum seni, çünkü acıtıyorsun beni," diyor her cümlesiyle. Milena’ya yazdığı her kelime, Kafka’nın içine düştüğü uçurumun bir yankısı. Kimi zaman kendini Milena’nın gözlerinden görmeye çalışırken buluyoruz Kafka’yı, kimi zaman ise Milena’ya bir yakarış gibi sarılan bir adam olarak. Bu kitap, sadece Kafka’nın Milena’ya olan aşkını değil, aynı zamanda Kafka’nın kendine duyduğu sevgisizliği de anlatıyor. Kendini değersiz, kusurlu, eksik bir varlık olarak gören Kafka, Milena’yı hayran olunacak bir ışık olarak yüceltirken aslında kendi karanlığını derinleştiriyor. Milena ise mektupların içinde adeta bir hayalet gibi dolaşıyor. Varlığı her satırda hissediliyor, ama Kafka’nın gözünden gördüğümüz bu kadın, aynı zamanda ulaşılamaz bir hayal gibi. Milena gerçek mi, yoksa Kafka’nın hayalinde yarattığı bir kurtarıcı mı? İşte bu soru, kitabın her sayfasında yankılanıyor. Sonuç olarak, “Milena’ya Mektuplar” bir aşk hikâyesi değil; bir
Milena'ya MektuplarFranz Kafka · Kitap Pazarı Yayınları · 202465,8bin okunma
Her arayan bulamaz lakin her bulan aramıştır. Anonim

Ulas

, bir kitap okudu
Puan vermedi·100 syf.·
15 saatte okudu
·
2019 28. kitabı
Friedrich Nietzsche
8.1/10 · 5,1bin okunma