Kalıplanmış insanın, kendi özüyle olan ilişkisinden çok, dış dünya ile, başkalarının beklentileriyle olan ilişkisine önem verdiğini görüyoruz. Kalıplanmış insanın yaşamında baskın olan, toplumun kendinden beklediğidir. Bu beklentileri sürekli birinci planda tuttuğu için iç dünyasında olup bitenleri ikinci plana atar.
Yetişkin çocuklar, yetişkin çocuk olan anababaların ürünüdürler. Eğer aile yaşamlarında bir değişiklik olmazsa aynı anababaları gibi düşünmeye ve davranmaya başlayacaklardır.
Kendi özlerini bulup, kendi yaşamlarını kuran, bağımsız, özgür insanlar olmanın onları daha mutlu yapacağından emin misiniz ? Belki de kalıplanmış, anababasının kalıplarına körü körüne inanan insanlar olarak yetişmeleri onların Türkiye’deki hayatını daha da kolaylaştıracak. Evli çiftlerden birinin gelişmiş bir insan olduğunu düşünün. Evliliklerinde şimdiki dengeyi bulabilirler miydi?