İçgüdüler gibi, alışkanlıkların da psikolojik mekânizması, birkaç refleksin birleşik bir halde ve herhangi bir düşünce ve ihtiyaç yoluyla harekete geçmesi temeline dayanır. Yalnız, tekrar dikkati çekelim ki, alışkanlıklardaki ihtiyaç veya meyil çok kere hiç yoktan ve suni olarak meydana getirilir ki, bu nokta ile alışkanlıklar içgüdülerden tamamen ayrılır. Ötekiler çok kere canlıların, gerçek ve şahsi bir ihtiyaç ve meylini ifade ettiği hâlde; alışkanlıklar birer görenek halinde taklit ile, bazen de düşünce ürünü olarak başlar. Ve gitgide birer ihtiyaç halini alır. Alışkın olmayan için sigara, içki, kumar asla ihtiyaç ifade etmez. Fakat bir defa alışınca bunlar, ekmeğe ve suya olan ihtiyaç kadar dayanılması güç birer ihtiyaç şekline girer. Kısacası, içgüdülerin başlangıcı doğuş, alışkanlıklarınki ise tekrarlanan hareketler serisinin ilk hareketidir. Ve mühim olan da bu ilk harekettir. İnsan sigaraya ilk sigaradan, içkiye ilk kadehten başlar.
Bunun içindir ki içgüdüleri değiştirmek veya düzeltmek, belki imkânsız değildir. Ama elbette ki çok güçtür. Normal bir anneden çocuk sevgisi ve şefkati silinmez. Kedi fare tutmaktan vazgeçirilmez. Buna karşılık alışkanlıklarımızı değiştirmek, sağlam bir nefis terbiyesinin rehberliği ile bunları yönlendirmek ve yönetmek, hele doğru yolda kötü alışkanlıklara başlayıp saplanmamak daima elimizdedir. Gerçi "alışmış kudurmuştan beterdir" ama, kötü alışkanlıklara saplanıp da kudurmuş bir hal almaktan ise, iyiliğe götüren ve başarıya yarayan iyi alışkanlıklar elde etmemiz daima mümkündür... Mümkün olduğu içindir ki, okulun ve hele eğitimcilerin başta gelen vazifesi, kaderini ve gelecekteki hayatının sorumluluğunu ellerinde tuttukları gençlerde başarı ve mutluluğa ulaştırıcı iyi alışkanlıklar oluşturmak ve onları kötü alışkanlıklardan