Alpay Şirin

İçgüdüler gibi, alışkanlıkların da psikolojik mekânizması, birkaç refleksin birleşik bir halde ve herhangi bir düşünce ve ihtiyaç yoluyla harekete geçmesi temeline dayanır. Yalnız, tekrar dikkati çekelim ki, alışkanlıklardaki ihtiyaç veya meyil çok kere hiç yoktan ve suni olarak meydana getirilir ki, bu nokta ile alışkanlıklar içgüdülerden tamamen ayrılır. Ötekiler çok kere canlıların, gerçek ve şahsi bir ihtiyaç ve meylini ifade ettiği hâlde; alışkanlıklar birer görenek halinde taklit ile, bazen de düşünce ürünü olarak başlar. Ve gitgide birer ihtiyaç halini alır. Alışkın olmayan için sigara, içki, kumar asla ihtiyaç ifade etmez. Fakat bir defa alışınca bunlar, ekmeğe ve suya olan ihtiyaç kadar dayanılması güç birer ihtiyaç şekline girer. Kısacası, içgüdülerin başlangıcı doğuş, alışkanlıklarınki ise tekrarlanan hareketler serisinin ilk hareketidir. Ve mühim olan da bu ilk harekettir. İnsan sigaraya ilk sigaradan, içkiye ilk kadehten başlar. Bunun içindir ki içgüdüleri değiştirmek veya düzeltmek, belki imkânsız değildir. Ama elbette ki çok güçtür. Normal bir anneden çocuk sevgisi ve şefkati silinmez. Kedi fare tutmaktan vazgeçirilmez. Buna karşılık alışkanlıklarımızı değiştirmek, sağlam bir nefis terbiyesinin rehberliği ile bunları yönlendirmek ve yönetmek, hele doğru yolda kötü alışkanlıklara başlayıp saplanmamak daima elimizdedir. Gerçi "alışmış kudurmuştan beterdir" ama, kötü alışkanlıklara saplanıp da kudurmuş bir hal almaktan ise, iyiliğe götüren ve başarıya yarayan iyi alışkanlıklar elde etmemiz daima mümkündür... Mümkün olduğu içindir ki, okulun ve hele eğitimcilerin başta gelen vazifesi, kaderini ve gelecekteki hayatının sorumluluğunu ellerinde tuttukları gençlerde başarı ve mutluluğa ulaştırıcı iyi alışkanlıklar oluşturmak ve onları kötü alışkanlıklardan
Sayfa 34 - Yağmur Yayınevi·Kitabı okudu
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Şöyle düşün ki, dünya bir denizdir, biz insanlar ise bilinmez bir semte doğru yol almış giden "hayat gemisi"nin yolcularıyız. Dalgaların çırpıntısı ile sallanan geminin içinde biz de sallanmaktayız. Bununla beraber kimimiz kazan ağzında ocaklara kömür atıyor, kimimiz güvertede elleri arkasında gezinip bakıyor, kimimiz de kaptan köprüsünde önünde pusula, dümen tutuyor... Ne demek istediğimi tabii anlıyorsun. Hepimiz, etrafımızdaki her şeyle beraber, geminin sallantısına uyarak eğilip sarsılıyoruz. Fakat, aynı zamanda ayrıca kendimize has hareketler de yapıyoruz. Ve hissediyoruz ki, eğilip sarsılma şeklindeki birinci tür hareketler "bizim" değildir. Bunlar tabiat faktörlerinin eseridir. İkinciler ise, "bizim"dir. Bunların yapıcısı ve sahibi bizizdir.
Sayfa 29 - Yağmur Yayınevi·Kitabı okudu
Edebiyat
Tekrar edeyim ki, insan zekâsı ve bilgisiyle değil, ancak iradesi ile insandır.
Sayfa 26 - Yağmur Yayınevi·Kitabı okudu
Edebiyat

Alpay Şirin

, bir kitap okudu
7/10
·326 syf.·
Beğendi
·
11 günde okudu
·
2023 31. kitabı
Henry David Thoreau
7.9/10 · 2.127 okunma
Soni'nin ona ormanda söylediği şeylerin hepsi kafasından geçti. Ne çok soru... Birini düşünmeden zihni diğerine zıplıyordu. Soni'nin söylediği bir şey ani bir ışık gibi zihninde çaktı, "Senin hayatın parça parça olmuş, biraz orada biraz burada, bir sene Dumri'de, diğer sene başka yerde ve sonraki senelerde de başka yerlerde..." Milly bu düşünceye katılmadı, kesinlikle katılmadı. Hayatı paramparça değildi. Aksine birlik ve uyum içindeydi. Hayatına bu niteliği veren kendisiydi. Bir yerden diğerine seyahat etmek, bir insanı nasıl parçalara ayırabilirdi ki? İnsanlar her geçiş döneminde kırılan porselen bebekler miydi? Ona yıllar sonra gelen bu cevabı Soni'ye vermek için artık çok geçti.
Sayfa 321 - TİMAŞ Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat