Bundan sonra gördüklerim sığmaz sözcüğe,
bu görüntü karşısında yetersiz kalır dilimiz,
bu yoğunluğa dayanamaz belleğimiz.
Düşünde her şeyi görürken, düş sona erince
ayrıntıları anımsamayan,
gördüklerinden izlenimler kalan
biri gibiyim şimdi, çünkü ne gördümse
silindi, ama yüreğimde dipdiri
gördüklerimin izlenimi.
Güneşte böyle erir kar;
Sibylla'nın ince kâğıtlara açtığı
falları da böyle savururdu rüzgâr.
Bizden belki altı bin mil uzakta
altıncı saat ışıyıp da, dünya
gölgesini ufka uzattığında,
öyle bir konum alır ki
bizden en uzak göğün merkezi,
yere ulaşmaz artık kimi yıldızların ışığı;
ve yol aldıkça güneşin akça pakça uşağı,
gökteki yıldızlar birer birer söner,
en güzel yıldız en son söner.
Beni dize getiren ve içerdiğince
içerildiği izlenimi veren noktanın çevresinde
sürekli dönen melekler de, öyle
ağır ağır söndüler gözlerimin önünde:
başka bir şey göremeyişim ve sevgim,
Beatrice'ye çevirtti gözlerimi.
Şimdiye dek onunla ilgili söylediklerim
yanyana getirilseydi tek bir övgüde,
yetmezdi şimdiki güzelliğini belirtmeye.
Durmadan kadınımı düşünen sevdalı beynim,
gözlerimi ondan ayırmamak isteğiyle
her zamankinden çok yanıyordu;
doğanın, sanatın gözler aracılığı ile
ruhu etkilemek için yem diye
yarattığı insan bedenlerinin, resimlerin
hepsi bir araya gelseydi, gülen gözlere
bakınca içimi kaplayan kutsal güzelliğin
yanında, olmazdı hiçbir değeri.