Alpay Şirin

Aşk inanmaktır aynı zamanda. Sevgiline gönlünü verdiğin gibi ruhunu da vermektir. Gerekirse benliğini teslim etmektir. Ruhundan ruh, gücünden güç katmaktır. Hayata gücün oranında hazırlamaktır.
Sayfa 291 - Kitap Zamanı·Kitabı okudu
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Martin Eden'le olduğum zaman kendimi mutlu hissediyorum. Daha önce beni kimse sevmemişti, hiçbir erkek sevmemişti beni, yani öyle sevmemişti demek istiyorum. Sevilmek, öyle sevilmek de o kadar tatlı ki. Ne demek istediğimi anlarsın sen, benim sevgili anneciğim. İnsanın, gerçekten tam anlamıyla bir kadın olduğunu hissetmesi çok tatlı bir şey. Yüzünü annesinin kucağına gömerek hıçkırmaya başladı.
Sayfa 250 - 250·Kitabı okudu
Edebiyat
İçinde iyi gibi olan her şey lekelenmişti. İhtirasının mahmuzu körelmişti; ona bu ihtirasın dürtüşünü hissettirecek canlılığı kalmamıştı Martin'in. Bir ölüydü o. Ruhu ölmüş gibiydi. Bir hayvandı, işe koşulan bir hayvan. Yeşil yapraklardan elenen gün ışığında bir güzellik bulmuyordu. Mavi gök kubbesi de artık ona açığa vurulmak için titreşen sırlara, kozmik enginliğe dair bir şeyler fısıldamıyordu eskisi gibi. Artık hayat onun için dayanılamayacak kadar sönük ve anlamsızdı; en kötüsü ağzında kötü bir tat bırakıyordu. İç dünyasını aksettiren aynanın üzerine siyah bir örtü çekilmişti, hayal ise, tek bir ışınının girmediği bir hasta odasında yatıyordu.
Sayfa 230 - Kitap Zamanı·Kitabı okudu
Edebiyat
Kendisi hayatı biliyordu; hayatta dürüstlüklerin yanında pislikler bulunduğunu, hayatın, her yanını kaplayan pisliğe rağmen büyük olduğunu biliyordu ve Tanrı tanıktır ki, bunun üzerinde diyeceklerini bütün dünyaya söyleyecekti Cennetteki azizler için saflıktan, temizlikten başka bir şey düşünülebilir miydi? Onları yok etmeye lüzum yok. Ama ya çirkefin içindeki azizler. Ah, işte asıl harika olan, sonsuza değin harika kalacak olan şey buydu! Hayatı yalanlamaya değer kılan buydu işte. Çamurların içinden, pislik çukurları içinden manevi bir haşmetin yükseldiğini görmek ne kadar güzeldi. Kendi kendini yükseltmek ve üzerinden çamur sızan gözlerle ilk defa, belli belirsiz, uzak bir güzelliği görmek; manevi zaaflar içinden, kolayca günaha düşen insan yaradılışı içinden, kötülük ve bütün canavarlıkların dipsiz kuyusu içinden kuvvetin, hakikatin ve Allah vergisi bir manevi üstünlüğün yükseldiğini görmek!
Sayfa 187 - Kitap Zamanı·Kitabı okudu
Edebiyat
Başkaları da yaşıyormuş demek bu hissi
-Galiba konuşmasını öğrenmeye başladım, diye kekeledi. İçimde söyleyecek çok şey var. Ama bunlar öylesine büyük ki. Gerçekten de içimdekileri anlatacak bir yol bulamıyorum. Bazen bana öyle geliyor ki sanki bütün dünya, bütün hayat, her şey benim içime yerleşmiş, bağırıp çağırarak benden onlardan bahsetmemi, onları anlatmamı istiyor. Bunun büyüklüğünü hissediyorum, ama konuşmak istediğim zaman da küçük bir çocuk gibi kekeliyordum. Duyguları ve heyecanları, konuşma ya da yazılı birer söz olarak ifade etmek zor bir iş. Tanrısal bir iş bu. Bak işte, yüzümü otların arasına gömüyorum, burun deliklerime çektiğim nefes içimi binlerce düşünce ve hayalle ürpertiyor. Benim çektiğim nefes, evrenin nefesi. Şarkı ve kahkaha nedir bilirim ben; savaş ve ölüm nedir bilirim. Bu otların kokusu da beynimde bir sürü hayal canlandırıyor işte. Bunları sana ve bütün dünyaya anlatmak isterdim. Ama nasıl anlatabilirim? Dilim bağlı. İşte biraz önce sana otların üzerimdeki etkilerini konuşma yoluyla betimlemeye çalıştım. Ama başaramadım. Acemice bir konuşma ile birkaç imada bulunabildim, o kadar. Kelimelerim bana bile karmakarışık görünüyor. Buna rağmen, anlatabilmek arzusu ile boğuluyorum. Oh! Ellerini ümitsiz bir tavırla yukarı kaldırdı: -İmkansız! Anlaşılmaz, anlatılmaz bir şey bu!
Sayfa 182 - Kitap Zamanı·Kitabı okudu
Edebiyat