Alpay Şirin

-Sen bir sersemsin! diye aynadaki görüntüsüne bağırdı. Yazmak istedin, denedin de; halbuki yazacak hiçbir şeyin yoktu senin. Ne vardı kafanda? Birtakım çocukça fikirler, birkaç tanecik yarı olgunlaşmış duygu, kapkara bir cehalet yığını, aşktan patlayacak hale gelmiş bir yürek ve aşkın kadar büyük, cehaletin kadar boş, değersiz bir ihtiras. Sen de kalktın, yazmak istedin! Pöh, sen daha yazacak şeylere yeni yeni sahip olmaya başladın, daha bunun eşiğindesin. Güzellik yaratmak istedin. Peki ama, daha güzelliğin içeriğini bilmeden nasıl yaratabilirdin güzelliği? Daha hayatın esaslı özellikleri hakkında bir şey bilmeden, hayat hakkında yazmak istedin. Dünya senin için bir Çin bilmecesinden farksızken, sen tuttun dünya ve yaradılışın nasıl olduğu hakkında yazmak istedin; eğer yazsaydın, yazdıkların yaradılışın nasıl olduğu hakkındaki bilgisizliğini ortaya koyacaktın.
Sayfa 165 - Kitap Zamanı·Kitabı okudu
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
O gece odasına döndüğünde, aynada kendi kendine: -Martin Eden, kimsin sen? diye sordu. Kendine merakla, uzun uzun baktı. -Kimsin sen? Nesin sen? Sen nerenin malısın? Sen aslında, Lizzie Connolly gibi kızlara aitsin. Sen angarya alayının bir erisin; ne kadar aşağılık, kaba, güzel olmayan şey varsa senin yerin işte onların yanıdır. Senin yerin pis çevresini kötü kokular sarmış öküzlerin yanıdır, dalga geçilen yazarların yanıdır. Al işte sana çürümüş sebzeler. Patatesler çürüyüp duruyor. Kokla onları, Allah'ın belası, onları kokla. Bir de sen kalkmış, kitapları açmaya, güzel müzik dinlemeye, güzel tabloları beğenmeyi öğrenmeye, iyi İngilizce konuşmaya, senin sınıfından hiç kimsenin düşünmediklerini düşünmeye, kendini öküzlerden, Lizzie Connolly'lerden koparıp, senden milyonlarca kilometre uzakta, yıldızlarda yaşayan soluk ruh gibi bir kadını sevmeye yelteniyorsun! Sen kim oluyorsun, nesin ki sen? Allah'ın belası! Bir de kıvıracaksın ha?
Sayfa 160 - Kitap Zamanı·Kitabı okudu
Edebiyat
Martin haftada bir akşamını kendisine ayırmış olan Ruth'la buluşacakları akşam, geç vakitlerde gelirdi. Genellikle akşam yemeğine kalır, biraz hoşbeşten sonra müzik dinlerlerdi. Bu akşamlar Martin'in hayatındaki en önemli akşamlardı. Bu evin, kendi yaşadığı evinkiyle bu derece büyük bir zıtlık oluşturan havası ve sırf burada Ruth'a yakın bulunuşu yüzünden Martin her seferinde, oradan, yükseklere tırmanmak için daha çok bilenmiş bir azimle ayrıldı, içinde bulunan güzelliklere ve kendisine bir sancı gibi ıstırap veren yaratma arzusuna rağmen, Martin, bu savaşı sırf Ruth için yapıyordu. O her şeyden önce bir aşıktı. Diğer her şeyi aşka bağlı kılıyordu Martin. Onun aşk macerası, dünya yüzündeki macerasından daha büyüktü. Dünyanın hayret ve hayranlık uyandıran yönü, karşı konulmaz kuvvetin zoruyla onu meydana getiren moleküllerden ve atomlardan ileri gelmiyordu; dünyanın hayranlık uyandıran tarafı, Ruth'un bu dünyada yaşıyor olmasıydı. Ruth, Martin'in bütün ömrünce rastladığı, tahmin ya da düşündüğü en hayran olunacak şeydi.
Sayfa 149 - Kitap Zamanı·Kitabı okudu
Edebiyat
Bilgi, bana bir harita odası gibi geliyor. Ne zaman kütüphaneye gitsem, bende bu etkiyi bırakır, öğretmenlerin oynadığı rol, öğrencilere harita odasının içindeki şeyleri sistemli bir şekilde öğretmek. Öğretmenler, harita odasında dolaşmamıza yardım eden kılavuzlardır, o kadar. Bu onların kafasında olan bir şey değil. Onlar yapmıyor bunu, onlar yaratmıyor. Bunların hepsi harita odasında var, onlar da odada nasıl dolaşılacağını, nereye el atılacağını biliyorlar. Görevleri de, bu odada kaybolabilecek olan yabancılara yol göstermek.
Sayfa 135 - Kitap Zamanı·Kitabı okudu
Öğretmen
Tanıdık Geldi
Şimdiye kadar, düşünceleri içinde herkesten gizli bir hayat yaşamış olduğunu hatırladı. Bu düşüncelerini paylaşmak istemiş, fakat bunları anlamaya yeterli ne bir kadın bulabilmişti, ne de bir erkek. Ara sıra anlatmaya çalışmış, fakat düşünceleri, dinleyenleri şaşırtmaktan başka bir işe yaramamıştı.
Sayfa 79 - Kitap Zamanı·Kitabı okudu
Edebiyat