Alpay Şirin

Ortaçağda Gözlük :D
"Bunlarda kuşkusuz büyüden söz edebilirsin," diye onayladı William. "Ama iki türlü büyü vardır. Biri Şeytan'ın işidir ve caiz olmayan hünerlerle insanoğlunu yıkmayı amaçlar. Bir büyü daha vardır ki kutsaldır; orada Tanrı'nın bilimi insan bilimi aracılığıyla kendini gösterir; doğayı değiştirmeye yarar; bir amacı da insan ömrünü uzatmaktır. Bilginlerin kendilerini gittikçe daha çok adamaları gereken kutsal büyüdür bu; yalnızca yeni şeyler bulmak için değil, kutsal bilginin, İbranilere, Yunanlılara ve eski çağların öteki insanlarına, hatta bugün bile imansızlara ayan kaldığı, doğanın birçok gizini yeniden ortaya çıkarmak için.(İmansızların kitaplarında, ışıkbilim ve görme bilimine ilişkin öyle olağanüstü şeyler var ki, anlatamam sana!) Hıristiyan bilimi, bütün bu bilgileri, tamquam ab iniustis possessoribus, putatapanların ve imansızların elinden alarak, bu gerçeklik hazinelerine onların değil, yalnızca bizim hakkımız varmış gibi, onlara yeniden sahip çıkmalıdır."
Sayfa 137 - Can Yayınları,tamquam ab iniustis possessoribus=Haksız olarak sahip olanların elinden alır gibi·Kitabı okudu
Bilim
Reklam
Eskilerin İlerlediği Yolda İlerlememizi de Çok Naif Bir Şekilde İşlemiş
Tezgâhın üstünde çok küçük boyutlu renk renk cam parçacıklarından oluşan çok güzel bir koleksiyon vardı; daha büyük camlar duvara dayalıydı. Rahibin önünde yalnızca gümüş iskeleti kalmış, üstüne araç gereçleriyle mücevher boyutlarına indirgediği cam ve taş parçalarını yerleştirmekte olduğu, daha bitmemiş bir mahfaza duruyordu. Manastırın başcamcısı Morimondo'lu Nicola'yı böyle tanıdık. Bize işliğin arka bölümünde cam üflediğini, bu ön bölümündeyse demircilerin çalıştığını, pencere camı yapmak için camlara kurşun pervazlar takıldığını açıkladı. Ama kiliseyi ve Aedificium'u süsleyen büyük, renkli cam işlerinin en az iki yüz yıl önce yapılmış olduğunu ekledi. Şimdi burada yalnızca küçük işler ve zamanın aşındırdıklarının onarımı yapılıyordu. "Çok güç oluyor bu," diye ekledi. "Çünkü eski renkler bulunmuyor şimdi; özellikle koro yerinde hâlâ görülebilen olağanüstü mavi; öylesine aydınlık bir mavi ki, güneş yükseldiğinde, nefe bir Cennet ışığı yansıtıyor. Nefin batısındaki, kısa süre önce onarılmış olan camlar aynı netlikte değil; yaz günlerinde belli oluyor. Çaresiz," diye sürdürdü konuşmasını, "eskilerin bilgisine sahip değiliz biz; devlerin çağı geçti." "Bizler cüceleriz," diye onayladı William, "ama bu devlerin omuzlarına çıkmış cüceler. Küçüğüz, ama kimi zaman ufukta onlardan daha uzağı görebiliyoruz."
Sayfa 135 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
"Çok düşünüyorsun. Oğlum," dedi bana dönerek, "ustan kötü örnek olmasın sana. Düşünülmesi gereken biricik şey, yaşamımın sonunda bilincine vardım bunun, ölümdür. Mors est quies viatoris, fibis est omnis laboris. Şimdi bırakın, dua edeyim."
Sayfa 107 - Can Yayınları, Finis est quies viatoris, fibis est omnis laboris=(Lat.)Yolcunun dinlenmesidir ölüm/her için sonudur.·Kitabı okudu
Ölüm
Kitabın En Güzel Karakterlerinden Biri Olan "Salvatore" Tasviri
Bir yiyecekten, ancak o yiyeceği kendileriyle birlikte yemiş olduğu insanların sözcükleriyle anlatabilirmiş, sevincini ancak aynı sevinci paylaştığı insanların o gün söyledikleri cümlelerle dile getirebilirmiş gibi. Dili de, tıpkı başkalarının yüzlerinden alınan parçalardan oluşmuş yüzü ya da kimi zaman kutsal nesnelerin artıklarından doğmuş kalıntılar gibiydi. (Si licet magnis componere parva ya da şeytani şeylerden kutsal şeyler oluşturulmasına)
Sayfa 83 - Can Yayınları, Si licet magnis componere parva(Lat.)= Üstünde anlaşmaya varılmış·Kitabı okudu
Edebiyat
"Demek kitaplıkta, içinde yalanlar olan kitaplar da var..." "Canavarlar, kutsal tasarımın bir parçasını oluşturdukları için vardır; onların görünümünde, Yaratıcı'nın gücü kendini ortaya koyar. Büyü kitapları, Yahudilerin kabalası, putatapan ozanların masalları, imkansızların yalanları da bunun için vardır. Bilge okur için, yalanlara yer veren kitaplar da, kutsal bilginin soluk bir ışığının parlayabileceği, yüzyıllar boyu bu manastırı kurup ayakta tutanların sarsılmaz ve kutsal inancı olmuştur. Bu nedenle, kitaplık bu kitapların da kasasıdır. Ama anlıyorsunuz değil mi, işte bu yüzden de, her önüne gelen oraya giremez. Hem sonra," diye ekledi Başrahip, bu son savın yetersizliğinden ötürü özür dilemek istercesine, "kitap kolayca incinebilen bir yaratıktır; zamanın geçişi acı verir ona; kemirgenlerden, kötü havalardan, beceriksiz ellerden korkar. Yüzyıllar boyunca, her önüne gelen elyazmalarımıza canı istediği gibi dokunabilseydi, bugün onların büyük bir çoğunluğu var olmazdı. Böylece kütüphaneci onları yalnız insanlardan değil, doğadan da korur ve yaşamını, gerçeğin düşmanı olan unutuşun güçlerine karşı yürüttüğü bu savaşa adar."
Sayfa 70 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam