Alpay Şirin

+Psikolojileri, Kayıp İncil'i "kaybeden" papazlarla-hahamlarla aynıydı. Kayıp İncil, gerçek cennetin bir yol haritasıydı. İncil, Cennet'e kabul edilmeyi insanlığa bu denli sade açıklayan ilk kutsal metindi. Cennet'e girmenin koşulları da gerçekten çok basitti. Öyle ki, İncil okuyan bir insan biraz gayretle Cennet'e girebileceğini anlardı. "Cennet herkes içindir" sözüm, kimi insanların varlık sebebini ortadan kaldırıyordu. "Cennet'in Haritası: İncil" bu yüzden yok edildi. -Sonra Cennet tapusu dağıtmaya başladılar. +Hayır. Dağıtmadılar. O tapuları sattılar. Satışları o kadar iyi gitmişti ki gelinen noktada Ortaçağ Kilisesi artık gerçek bir gayrimenkul zenginiydi... Din insanların en zayıf noktasıdır küçüğüm. Güce ve iktidara tapan insanların, gücü ve iktidarı eline geçirmeleri için en "temiz" frekans dindir. "Dünyanın karanlık yüzü" bu yüzden yayınlarını din frekansı üzerinden yapar. Bu, her din için geçerlidir. Eğer ortamda dinin üzerinde tahakküm kurmaya çalışan insanlar varsa, ortada dönmekte olan büyük bir para söz konusudur. Bundan emin olabilirsin. İslamiyet üzerinde kurulan tahakkümün amacı da budur. Allah'tan korkan kişi, Cehennem'e gitmemek için din adına elinden gelen her şeyi yapmaya hazırdır. Bu onun zayıf karnıdır. Senin ülkende yaşanan olayı hatırla... Bir Müslüman tüm birikimini kendisine telefonda "Ben Hz. Muhammedim. Tüm paranı bana vermeni istiyorum" diyen sese veriyorsa... Bu yaşatılan İslam'ın ve Müslüman bilinçaltının ne kadar çaresiz olduğunun bir resmidir. Bu tablo "onların" eseridir. Kişi, dini söylemlerle etki altına alınır. Dini konularla başlayan bu söylemlerin sonu hep aynı kelimeyle bitecektir: İnfak! Müslüman kişi ihtiyacından arta kalan parasını zaten gözden çıkarmıştır. Gözden çıkarılmış bir paranın nereye gittiği onun için önemsizdir.
Sayfa 478·Kitabı okudu
Para
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
The Unforgiven... 8 bin 16 kere dinlediğin bu şarkı, sana kendin olma konusunda büyük bir güç vermişti. Kendinle arana girmek isteyecek herkese karşı durmayı, bu şarkıyı dinleyerek öğrenmiştin. Küçüğüm, Rab sadece din kitaplarıyla öğretmez. Rab futbolla da öğretir, müzikle de... Müzik gerçekten de onun favori enstrümanıdır. İnsan beyni, işitsel olarak çalışıyorsa ve o beyni Tanrı yarattıysa, sana işitsel olarak seslenmemesi için geçerli sebep ne olabilir? Şimdi o şarkıyı bir kez daha dinle. James Hatfield'ın o sözleri yazarken, tanrısal ilham frekansına girdiğini ve ilahi bir mesaja kanal olduğunu bilerek o şarkıyı bir kez daha dinle. Rabbin sesi acaba nasıldır diye merak ediyordun. O şarkıda, benim sesimi duyacaksın.
Sayfa 404·Kitabı okudu
Eğitim
Devletlerin dini sembollerden arındırılması Tanrı'yı yüceltir. İnsanlara baskı yapan asıl düzen laik değil Şeriat düzenidir. Din devletlerinde, bireylerin inancı gerçekten çok büyük baskı altındadır. Bu yüzden din devletlerinde gizli ateizm çok hızlı yol alır. Bir ülkenin vatandaşlarına ekonomik sıkıntılar yaşatması, gerçekte o ülkenin yöneticilerinin beceri eksikliğidir. Ekonomik sıkıntının yaşandığı ülke, bir din devletiyse, algıların dünyasında tüm bu sıkıntıyı yaşatan Tanrı'nın kendisi olur. Şeriat devletlerinde olumsuz her şeyin faturası Tanrı'ya ödettirilir. Laik devletlerde yaşanan eksiklikler ise tümüyle yöneticilere mâl edilir. Doğru olan budur. Din devletlerinde demokrasi bu yüzden zor işler. Dini semboller, başarısız ülke yöneticilerinin kifayetsizliğinin kamuflajıdır. Laik devletlerde ise durum tam tersidir. Ulusal sıkıntıları gideremeyenler gider. Yerlerine yenileri gelir. Hükümdar sirkülasyonu tam olması gerektiği gibidir. Diğer yanda din devletlerini süsleyen dini sembollerin dindarın ahiretine hiçbir katkısı yoktur. Cennet, hangi devlet düzeninde yaşadığınla ilgili değildir. Şeriatla yönetilmenin, bireyin bu dünyadaki yaşantısına da herhangi bir katkısı yoktur. Bayrağa Allah'ın adı yazılınca, milli gelir yükselmez. Bebek ölümlerinde azalma da olmaz. Ekonomik başarısızlığı laik devletin başkanı "İşsizlik sorunumuzu henüz çözemedik. Bunun yolunu bir gün mutlaka bulacağız." olarak açıklar. Din devletinde ise hükümdarın şunu söylemesi yeterli olacaktır: "Allah bizi imtihan etmekte ey halkım!" Toplam nüfus içinde uyuşturucu kullanım oranının en yüksek olduğu ülkelerden birinin İran olmasının nedeni de budur. Devletin dini dekoru, bireye yaşadığı sıkıntıların kendisine Tanrı tarafından verilmiş olduğunu düşündürmektedir. Onun dünyasında, Allah'ın adını
Sayfa 305·Kitabı okudu
Düşünce
+Müslümanlar başta olmak üzere insanoğlu, Allah korkusunu başarıyla öğrendi. Şimdi sıra yepyeni bir derste. Dersimiz Allah sevgisi... -Seni bundan önce sevmediğimizi mi söylüyorsun? +Bu kadar korktuğun birini gerçek anlamda sevemezsin. Sevgi, korkudan bağımsız, korkudan arınmış bir duygudur. Sevgi, sempatinin ötesinde bir şeydir. Sevgi hele buna "Allah sevgisi" adını veriyorsan, koşulsuz ve sonsuz bir sevgi boyutudur. O bambaşka bir duygudur. Seni korkunç bir Cehennem'le cezalandırmasından korktuğun merciye hissettiğin duygunun adı korkudur. Rab ile arandaki ilişki, seni Cehennem'e sokmamasına koşullu olmazsa, o gün gerçek Tanrı sevgisinin tadını almaya başlarsın. Tanrı ile arandaki ilişki, Cennet beklentisinden bağımsız olursa, o gün de Tanrı'ya koşulsuz bir sevgi ile bağlanırsın. Onu sevmek için, sana daha iyi bir yaşam sunması gerekmez. Cennet ve Cehennem... Bu ikisinden bağımsız bir şekilde Tanrı'ya yönelirsen, onun en yakınlarından olursun.
Sayfa 285·Kitabı okudu
Sevgi
+Dünyanın hangi köşesine gidersen git, bulunduğun ortamda en az bir tane Mevlâna hayranı bulursun. Bu sevginin nedeni Mevlâna'nın "kim olursan ol, gel" demesindendir. Mevlâna'ya kapılarını bu denli açmasına olanak sağlayan, İslam özüdür. İslam ile Mevlâna'nın konumlandırılmaları arasındaki fark müthiş bir ironi doğurur. Mevlâna'nın Batılıları buyur ettiği yerde, açık bir İslam kapısı yoktur. Doğu mistisizmine yönelenlerin girebilecekleri tek felsefe kapısı, biraz ötedeki "Budizm" kapısıdır. Müslümanlar, dünyanın Filistin'e karşı kayıtsızlığına isyan ederken, dünya Tibet'te yaptıkları için Çin'e karşı tavrını çok net olarak koymuştur. Çin'in 1959'daki işgalden sonraki stratejisi bu yüzden "Tibet'i kaşımamak" olmuştur. Doğu mistisizminin bu kadar güçlendiği bugünlerde Çin, Tibet'e dönük yeni bir zulüm politikasının karşılığında kendisini bekleyen ağır bedel konusunda fikir sahibidir. Budizm, Batı'da kendi kamuoyunu kendisi yaratmıştır. Müslümanların şunu çok ama çok iyi bilmeleri gerekiyor. İslam kelimesi yüceltilmediği müddetçe güneş, bu kökten türeyen hiçbir kelimenin üzerine doğmayacaktır. Müslüman'ın, "öteki" ile barıştığı gün, o gün İslam yeniden doğacaktır. -Hadi barıştır bizi "öteki" ile. +İşe önce cemaatlerinden başlamalılar: "Bu kardeşimiz, yüzlerini Batı'ya dönmek, modern dünyada kendilerine bir yer edinmek arzusundalar. Yüzlerini nereye dönerlerse dönsünler, bizim kardeşlerimizdir. "Ardından ülkelerinde ötekileştirdikleri insanlara dönüp bakmalılar: "Bu kardeşlerimiz, yüzlerini Batı'ya dönmüş kardeşlerimiz. Onların seçimleri, Allah ile onların arasında bir konu. Yüzlerini nereye dönerlerse dönsünler, onlar bizim kardeşimizdir" ve en son kafalarını kaldırıp, kuşbakışı dünyaya şöyle bakmalılar: "Yeryüzü ne kadar geniş. Ne kadar da çok kardeşimiz var..." Müslüman
Sayfa 202·Kitabı okudu
Mevlana