Alpay Şirin

Dinle, bak hayat nedir: 1. Perde: Gökyüzü kurşun renginde. Canınızı yakarlar. 2. Perde: Gökyüzü kurşun renginde. Tekrar canınız yanar. 3. Perde: Hava kararır, yağmur başlar. 4. Perde: karanlık çoğalır. Bir kapı görülür. 5. Perde: Gece, koyu gece, kapı kapalı. Dışarıdasınız. Kapının dışında. Elbe kıyısındasınız; Seine Nehri, Volga, Mississippi kıyısında. Boyuna düşünüyorsunuz, soğuktan donmuş, aç ve müthiş yorgun. Derken birdenbire cump diye bir ses duyulur. Suda küçük, şirin halkalar peyda olur. Sonra perde hışırtıyla kapanır. Balıklar, solucanlar sessiz bir alkış ziyafeti çekerler. İşte hayat! Ancak bir hiç, değil mi? Ben, ben artık yokum bu oyunda. Esneyişlerim dünyalar kadar geniş!
Sayfa 90 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Hayat
Reklam
BECKMANN Öyle ya, boş ver! Haykıran bir kalbin, bir cinayet işlemek isteyen bir kalbin olsun da boş ver! Harcanan gaza acıyan bu bedbahtları öldürmek isteyen biçare bir kalbin olsun da! İnsanın bir kalbi olsun da, anlıyor musun, Elbe'nin derinliklerinde uyumak isteyen bir kalbi! Bu kalp, sesi kısılana kadar bağırdı da çığlığını hiç kimse duymadı. Ne aşağıda ne yukarıda hiç kimse! İki ihtiyar mezarlık mahallesine, Ohlsdorf'a göçtüler. Onlar dün belki iki bin kişiydiler, evvelki gün belki yetmiş bin kişi. Yarın dört bin ya da altı milyon olacaklar. Ölülerin küme küme gömüldüğü mezarlara göç edenler. Bu iş kimin umurunda? Kimsenin! Aşağıda insanların kulakları tıkalı, yukarıda Tanrı'nın! Tanrı uyuyor, bizse yaşamaya devam ediyoruz. ÖTEKİ Beckmann! Beckmann! Boş ver! Sen her şeyi gaz maskesi gözlüğüyle görüyorsun. Her şeyi gizli tarafından görüyorsun, Beckmann! Boş ver, yahu! Evvel zamandaymış o: Alaska'da iki kızın buzlar arasında donup öldüğünü gazetede okudukları vakit Kap şehrindeki adamların, lambalarının yeşil abajuru altında derin derin içlerini çekmesi! Eskidenmiş o: Boston'da bir çocuk kaçırılınca Hamburg'daki halkın uyku yüzüne hasret kalışı. Eskidenmiş, Paris'te bir adam balondan düşüp parçalanınca San Francisco'luların yas tutması. BECKMANN Eskiden, eskiden, eskiden! Eskiden dediğin zaman hangi zaman? On bin sene öncesi mi? Bugün ancak altı sıfırlı ölü listeleri yapıyor bu işi. İnsanların artık lambalarının yanında iç çektikleri yok. Yatacak yatakları olanlar derin, deliksiz uyuyor şimdi. Bir bardak gibi ağızlarına kadar kederle dolu ve dilsiz, birbirlerine bakıp geçiyorlar: Avurtları çökük, sert, acı, iki büklüm, yapayalnız! Uzayıp gittiği için kolayca söyleyemedikleri rakamlarla besleniyorlar. Rakamların anlamına gelince... ÖTEKİ Boş ver,
Sayfa 86 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Öyle, öyle! Anlıyorum. Teşekkür ederim. Yavaş yavaş anlıyorum. Asla unutulmaması gereken hakikatler bunlar. Asla unutulmaması gereken hakikatler: Gerçeğe bağlı kalan ilerleyemez. Gerçeğe bağlı kalan, ancak gözden düşer. Bugün gerçeğin birazını bile öğrenmek isteyen var mı? Evet, yavaş yavaş anlıyorum, hakikat bunlar...
Sayfa 76 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
BECKMANN Peki ama işe nerede başlayayım ben? Nerede? İnsana önce herhangi bir yerde bir fırsat verilmeli, değil mi? Bir acemi de herhangi bir yerde hünerini göstermeye başlamalı, canım! Biz Rusya'da feleğin çemberinden geçmedik ama kurşunları gördük, öğrendik; bir sürü kurşun. Kızgın, katı, kalpsiz kurşun. Peki, işe nerede başlayalım? Nerede? nihayet bizim de başlamamız gerek! Bay birader! DİREKTÖR Bey biradersiz konuşsan olmaz mı? Ona bakarsan ben kimseyi Sibirya'ya göndermiş değilim. Ben göndermedim. BECKMANN Hayır, kimse bizi Sibirya'ya göndermedi. Biz kendi kendimize gittik. Hepimiz kendiliğimizden gittik. Bazıları da kendiliklerinden orada kaldılar. Kar altında, kum altında. Şansları varmış kalanların, ölenlerin. Bize gelince; biz işte hiçbir yerde başlayamıyoruz. Hiçbir yerde başlayamıyoruz.
Sayfa 72 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Birisi öldü. Sonra? Sonrası hiç! Yalnız halka halka birkaç dalga, onun az önce orada olduğunu ispat eder. Ama bu dalgalar da silinip gitmiştir çarçabuk. Dalgalar geçip gittikten sonra o adam da unutulur, sanki hiç yaşamamış gibi, iz bırakmadan geçer gider.
Sayfa 28 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam