"Dışarıda bir hayat olduğunu düşünüyorum ama orada da pek bir şey olmuyor. En azından benim için.
Başkaları için belki bir şeyler oluyordur, bu mümkün ama beni ilgilendirmiyor artık."
"Uyuyabilmek için seni düşünmeye çalıştım; ama diğer tüm uçucu anılarım gibi sen de muğlak bir imgeydin yalnızca. Bir kış günü aştığım kapkara dağlar gibi, bir sabah uyandığım virane çiftliğin odası gibi, on yıldır çalıştığım modern fabrika gibi, tıpkı hani çok seyredildiği için artık bakılmak istenmeyen manzaralar gibi."
"İnsan kendi ölümünü yazamaz."
Bunu bana doktor söyledi, ona katılıyorum, çünkü insan öldüğü zaman yazı yazamaz. Oysa ben, kendi kendime, her şeyi yazabileceğime inanıyorum, olanaksız olsa da gerçek olmasa da.
"Az önce babam öldü. Bunu sana borçluyum, çünkü onu sen öldürdün. Bahçemiz ölüyor, içinde yabancılar at oynatıyor, yani tam da zavallı babacığımın en korktuğu şey gerçekleşiyor. Bunu da sana borçluyum. Tüm benliğimle senden nefret ediyorum ve bir an evvel ölmeni diliyorum. Ah, öyle acı çekiyorum ki! Tarifsiz bir acı ruhumu yakıp kül ediyor... Kahrol! Senin sıra dışı bir insan, bir dahi olduğunu düşünmüştüm, seni sevmiştim, meğer bir deliden başka bir şey değilmişsin ..."