Bu kitap hakkında insan nasıl yorum yapabilir bilemiyorum. Kafka'nın dediği gibi ''Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki?" İşte bu kitap beni tam da bu şekilde sarsmıştı. Sanırım kendimi pek çok kez bu kitapta buldum.
Kitap yayınlandığı ilk zamanlarda pek tutmamıştır aslında, ki bence bunu Oğuz Atayı yakından tanıyan herkes bilir. Bunun nedeni ise Oğuz Atayın o dönemde anlaşılamıyor oluşu idi. kelimelerinin altında yatan derin felsefesinin anlaşılmıyor olması onu belkide kötü bir yazar yaptı. Bir yandan hem dönemin zihniyetini ele almış bir yandan ise bireyselliğin devrimini, Postmodernizm anlayışının Türkiye'de ki devrimini yapmıştır adeta. Burjuva hayatı mizahi şekilde kaleme alışı ve kendini sürekli eleştiriyor olması onu usta bir yazar yapmıştır.
Tutunamayanlarda anlatılan ise Selim öldükten sonra onu anlamaya çalışan bir Turgut görürüz. Turgut Selimi anlamaya çalışırken Selimleşir kendini de anlayamadığı bir Selim arzusuna kapılıp. Sonsuzluk trenine binip kaybolur. Bir de Olric vardır ki bazen Turgutun efendisi bazen de kölesi olmaktadır. Olric; Turgutun içinde yaşayan iç sesidir. Yer yer Olric ile konuşmalar yer almaktadır kitapta.
Kitap hakkında daha fazla bir ayrıntı vermek istemiyorum kesinlikle okumanızı önerdiğim kitaptır.