Sonsuza dek yaşayacak gibi yaşıyorsunuz, zayıflığınız aklınıza hiç gelmiyor; şimdiden ne çok zamanın geçip gittiğini göz önünde bulundurmuyorsunuz; bir şeye veya birine adadığınız bir gün son gününüz olabilecekken yaşamınızı, tükenmez, dolu bir kaynaktan geliyormuş gibi harcıyorsunuz.
Hiçbir şey bizi, toplumda büyük bir uzlaşıyla benimsenmiş şeylerin en iyi şeyler olduğunu düşünerek yaygın bir kanaata teslim olmak, önümüzde birçok örneğin olması ve akla göre değil, başkalarına benzemek için yaşamak kadar büyük kötülüklere sevk etmez. Bunun sonucunda üst üste binerek yıkıma sürüklenmiş büyük bir insan yığını oluşur.
Kabul etmemek bir âdetti; ayrıntıyı kabullenmemek. Çünkü bu tip bir ayrıntı seçenek demekti, seçenekse sorumluluk; peki, ya sorumluluğumuzda başarısız olursak? Baş edebileceğimizden fazlasını görebilmenin sonuçlarını gereğince sorgulayamazsak? Daha beteri, ya o şey-her neyse- güzel bir şeyse, hoşumuza giderse, ona alışırsak, onunla neşelenmeye başlarsak, zamanla ona bel bağlarsak ama o bir daha dönmemek üzere gider veya elimizden koparılırsa?