Aynı eşyaya bakan iki kişiden biri onu bir taş parçası olarak, öteki de onda tecelli etmiş olarak kendini görüyorsa, bu taş parçası birisi için sadece bir taş parçası olarak kalıyorken, ötekine bir aynaya dönüşmüş oluyor demektir. Böyle bir aynaya bakan biri, o aynada varlığın tecellisini görüyorsa, kendisini de orada gördüğü bu varlığın bir uzantısı olarak o aynada görür.
O tarihlerde, Fransa'da dört sınıf vardı ve iskambil kağıtlarındaki kupa, maça, karo ve sinek bu dört sınıfı temsil ediyordu. Kupa bir kalkanı andıran şekli ile asil sınıfı ve kiliseyi, maça bir mızrağın ucunu çağrıştıran şekli ile orduyu, karo ticari deniz işletmelerinin eşkenar dörtken kiremitlerinden esinlenerek orta sınıfı, sinek ise yonca yaprağına benzeyen şekli ile köylüyü temsil ediyordu. Bugün briç, poker veya benzeri oyunlarda, kupanın en değerli, sineğin ise en değersiz kart olmasının nedeni işte bu sınıflamadır.
Yanomamo kadınları çocukluklarından itibaren hep zulüm görürler. Bir kız kendisine vuran küçük erkek kardeşine vurursa kendisi cezalandırılır. Oysa, herhangi bir kimseye vuran küçük erkek çocuklar asla cezalandırılmazlar. Yanomamo'lu babalar dört yaşındaki öfkeli oğulları tarafından suratları tokatlandığında keyiflenip kahkaha atarlar.