Özlem Kesim

9/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2024 37. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2024 23:58
Selçuk Baran her defasında şaşırtıyor beni. Daha önce üç kitabını okuduğum yazar Bozkır Çiçekleri ile de etkiledi, düşündürdü ve daha önemlisi hissettirdi. Birbirlerinden farklı karakterleriyle neler hissettirdi birazdan bahsederim ama etkisini şöyle söylemeliyim; bu yıl yaptığım tek inceleme bu. Okurken sık sık durma ihtiyacı hissettiğim tek kitap. Bozkırın göbeğinde, 70'li yılların Ankara'sında yolları birbiriyle kesişen üç karakterin, hayata bakışlarını, yalnızlıklarını, içsel çatışmalarını ve en sonunda hepsinin yarım kalışlarını okuyoruz. Seyfi çıkıyor ilk olarak okurun karşısına. Taşradan eğitimi için Ankara'ya gelişini, babasını kaybetmesiyle eğitimini bırakıp annesiyle yaşantısını, iş hayatına girmesini okuyoruz. Seyfi'nin hayatı yeni yeni keşfedişi; iş yaşamındaki davranışlarla ilk kez karşılaşması ve hayat pahalılığı karşısındaki masumiyeti beni çok etkiledi. İş hayatımda karşılaştıklarımla benzerdi. Daha sonra Nurten karakteriyle tanışıyoruz. Farklı ilişkiler içinde bulunmuş, güçlü ve soğuk görünen ama hayatında hep bir erkeğe sığınmış ve onlara hayır diyemeyen biri. Müfit ise zengin bir ailede kıyas içinde büyümüş, kendisinin de sıklıkla vurguladığı gibi yazgısına boyun eğmiş bir aydın. Müfit'in iç çatışmasını okumak farklıydı. Sindire sindire okudum. İçim sızladı. Ekşi sözlükte şöyle yazıyor bozkır çiçekleri için: Bozkırın kızgın güneşli günlerine kadar ömürleri olan, ince narin ama kıraç toprağa ve gecenin soğuğuna dayanabilecek kadar güçlü çiçeklerdir bunlar. Ne bol su isterler ne de humuslu toprak. Hayatta örnek alınası canlılar... Selçuk Baran'ın karakterleri, onun bozkır çiçekleri de böyleydi. İnce, narin ama güçlü. Çok seviyorum yazarı. Adalet Ağaoğlu Baran için Damla Damla Günler kitabında şöyle diyor: "Selçuk Baran başta; güzel Selçuk, tatlı
Edebiyat
Bozkır ÇiçekleriSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 20211,270 okunma
Reklam
3/10
·690 syf.··
2022 29. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2022 15:38
Yazardan okuduğum ilk kitaptı İstanbul Hatırası. Ahmet Ümit'in kitaplarını okusam da sevemeyeceğimi düşünüyor ve sürekli erteliyordum. Ve sanırım yanılmadım, sevemedim; ne işleyiş biçimini, ne üslubunu, ne polisiyeyi tarihle harmanlayarak vermesini... Tarih dersi vermek amacıyla yazılmış bir roman olduğu hissiyatını kitap bitene kadar içimden atamadım. İstanbul'un tarihiyle ilgili verdiği bilgiler çok kıymetliydi fakat bunu eserine yansıtamamıştı. O bilgileri verebilmek için olayların gideceği yönü izlemek beni sıktı. Başarılı bir polisiye de değildi benim için. Katili (!) çok erken, çok çok erken tahmin ettim. Yazarın okuyucuyu şaşırtmak için yaptığı hamleler, ipuçları, karakterler beni hayal kırıklığına uğrattı. Ahmet Ümit'in çok fazla mesaj vermeye çalıştığını düşünüyorum. Bunalttı beni. Bir daha Ahmet Ümit'in eserlerini okuyacağımı düşünmüyorum. Bana bir kitabıyla yetti. Çok seveni var biliyorum, tavsiye ederim diyemeyeceğim. En iyisi kararı siz verin. :)
Edebiyat
İstanbul Hatırası (Cep Boy)Ahmet Ümit · Everest Yayınları · 201643bin okunma
8/10
·127 syf.··
Beğendi
·
2022 8. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2022 18:21
Bu kitap aslında Fournier'e özgü bir otobiyografik roman. Kendine has mizahı ve sivri dili ile otopsi masasında bir kadavra olarak hayatından kesitler anlatıyor bize. Ben kitabın özgünlüğünü sevdim. Yazarı bilen bilir, diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da anılarını ya duygusallığı bolca mizahla harmanlayarak ya da sert ve net bir üslupla okura sunuyor. Onun net, duru, dolambaçsız anlatımını seviyorum fakat sert, umursamaz, benmerkezci kişiliği bu kitabında beni biraz rahatsız etti. Özellikle eşini aldattığını öyle normal bir şeymiş gibi ifade ediş biçimi nedeniyle şaşırdım, hayal kırıklığına uğradım. Bunları bir kenara koyduğumda kitabı sevdim. Ama hâlâ en sevdiğim kitabı "Nereye Gidiyoruz Baba?" Umarım yayınevi basımı olmayan kitaplarını en kısa zamanda yeniden bizlerle buluşturur.
Edebiyat
OtopsimJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20252,917 okunma
8/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2021 72. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2021 01:57
Tolstoy okumayı seviyorum. Dili öyle akıcı ki kendinizi kitaba ilk sayfadan kaptırıveriyorsunuz. Onun eserlerini okurken adeta okumuyor da izliyormuşum gibi hissediyorum. İlk kitaplarından biri olan Sivastopol, savaşın tüm o çirkin yüzünü, Fransız-Rus çarpışmalarını en şiddetli haliyle aktarıyor. Savaşın insanlar üzerindeki ruhsal yıkımlarını okumak her daim acı veriyor. Şu alıntıya, anlatıma bir bakın: "Hemen oracıkta bir sedye üzerindeki bir başka yaralının, silah arkadaşının ameliyatını izlerken nasıl kıvrandığını ve fiziksel bir acıdan çok, başına gelecekleri beklemenin ruhsal acısıyla inleyişine tanık oluyorsunuz; ruhunuzu allak bullak eden bir görüntüye tanık oluyorsunuz: Savaşı bando mızıka ve dalgalanan sancaklar eşliğinde at oynatan generaller, düzgün sıralar oluşturup pırıltılı giysiler içinde geçit yapan askerler olarak değil, gerçek yüzüyle görüyorsunuz: Kan, acı ve ölüm olarak."
Edebiyat
SivastopolLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,996 okunma
10/10
·265 syf.··
Beğendi
·
2021 56. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2021 23:52
Çok güzel bir kitap okudum ben. Nasıl sevdim, nasıl etkilendim anlatamam. Roland Barthes'in çok sevdiği annesini (onun deyimiyle anneciğini) kaybettikten sonra yaşadığı acıyı, kederi, özlemini bazen birkaç cümle bazen birer paragraf olarak günlük notlar halinde yazıyor. O yası öyle derinden hissetiriyor ki cümleleri birkaç defa okuma ihtiyacı hissettim. Bazı günler sadece ağladığını yazmış bazen de sadece edebiyat sayesinde biraz nefes alabildiğini... Nasıl samimi duru bir anlatım... Yazar günlüğün bir kısmında kendisinden sonra gelecek bir kuşak bırakma kaygısının olmadığını, ileride okunma arzusu da taşımadığını yalnızca annesinin unutulmasına katlanamayacağını söyleyerek bu günlüğün onun için ne anlam ifade ettiğinin altını çiziyor. Lütfen bu kitabı okuyun. Pessoa okumayı seviyorsanız, Oruç Aruoba okumayı seviyorsanız bu kitap tam da size göre.
Edebiyat
Yas GünlüğüRoland Barthes · Yapı Kredi Yayınları · 2017353 okunma
Reklam