#OKUDUKLARIMDAN
KİTAP YORUM
Ah! Yusuf... Sana acısammı, kızsammı bilemedim. İlk başlarda küçük "Yusuf olarak çıktın karşıma. Ailesi eşkiyalar tarafından öldürülmüş, yetim kalmış bir çocuktun. Sonra büyük" Yusuf oldun.. Beceriksiz, burnundan kıl aldırmayan. Sonra sevdalı "Yusuf oldun. Korkak, sevgisine sahip çıkamayan... Sonra işte bu dedim" Yusuf işte bu olması gereken bu. Takdir ettim, sevindim, üzüldüm.. Şimdi oldu dedim şimdi "Yusuf sevdiğine sahip çıktı, korkmadı.. En son da o bitti ben de bittim. Acı, hüzün, şaşkınlık, isyan bütün bu duygular beynimi kemirdi. Muazzez" Yusuf 'un sevdalısı sana hep üzüldüm küçük kız, hep içim cızladı. Sen sevginin insanlığa dönüştüğü en güzel örneksin bana göre. Hele ki o kaymakam yok mu yedi, bitirdi sinirlerimi. Yahu o nasıl bir sabır, o nasıl vurdumduymazlık. Kürk Mantolu Madonna' daki Raif karakterine benzettim. Onun gibi pasif, dünya yansa umurunda olmayan, kaygısız boş vermiş bir adamdı Kaymakam. Birbirlerine benzeyen bu karakterler romandaki en önemli karakterlerdir. Yusuf ise kendine çok güvenen, kimseden korkmayan ve en önemlisi insanları sevmeyen ve güvenmeyen bir karakterdir. Efelerin efesi "Yusuf. İnsan onun yanında öyle güvende hissederki öyle huzurlu olurki eminim hiçbir şeyden korkmaz. Yazarın bu romanınıda gerek konusu, gerekse tasvirleri ile çok başarılı idi. Okuyucuyu sıkmayan, merak, hüzün, acı, kaygı uyandıran olaylar örgüsünün akıcılığı bir çırpıda okunacak kitap haline getiriyor. İncecik olan bu kitap sanki ciltler halindemiş hissini veriyor. Bu da yazarın hikayeyi, karakterleri dolu dolu anlatmasından kaynaklanıyor. Bazen sayfalar dolusu bir kitap okur hiçbir şey elde edemezsin. Bazen de incecik bir kitap okursun ama her şeyiyle seni doyurur. Bu da o cinsten bir kitaptı. Üç dört saatte okunacak bir kitaptı.