Ozlem yacan

Ozlem yacan
@Ozyxn
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Puan vermedi
Kitap sefalet ve görkemin atbaşı gittiği bir toplumda ortaya çıkan karmaşayı başarıyla yansıtıyor. Kocasının ve toplumun üzerinde uyguladığı baskı ve şiddete sesini çıkarmayan, hakkını arayamayan bir kadının, oğlunun ve çevresinin etkisiyle insanların acısını algılayan ve onları uyarmaya, uyandırmaya çalışan bir savaşçı haline gelmesi romanın konusunu teşkil eder. “Fabrikalar
AnaMaksim Gorki · Evrensel Basım Yayın · 201634,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi
Acıklı bir hikayeydi. Bu bir soykırım, bu bir vahşet. Heleki kadınların baslarına gelenler açıklanacak cinsten değil. Kelime bulamıyorum bu vahşete. Savaş'ın ortasında kalan ufacık bir kızın basına gelen iğrençlikleri anlatıyor hikaye. Katlanabilir cinsten değil. Hikayeyi "İncir Kuşlarına benzettim. Özellikle savaşta olanları.
LeylaAlexandra Cavelius · Pegasus Yayınları · 20168,8bin okunma
Puan vermedi
#KİTAP TANITIM #KİTAP DÜŞKÜNLERİ #Yorum Bakmak, görmek, fark etmek... Çoğunlukla birbirinin yerine kullandığımız, aralarında ayrım yapmadığımız kelimeler... Halbuki çoğu zaman bakarız fakat baktığımız şeyi göremeyiz, gördüğümüzü zannederiz. Bize görünen çok ufak bir noktadır belki de. Bazen görmek de yetmez, fark etmek gerekir. Aynı insana bakarız, aynı insanı görürüz ama her birimiz ayrı özellikleri fark ederiz. O yüzden görmek pek çok unsuru içinde barındıran bir dünyadır aslında. Saramago, Körlük eserinde bizlere ismini bilmediğimiz bir ülkenin bir kentinde yaşayan ve bir anda kör olan insanların verdiği mücadeleyi simgelerle ve derin bir üslupla yansıtmıştı. Kör olunmamasına rağmen suskun kalınmaması gereken pek çok şeyin gerek yöneticiler, gerek aydınlar gerekse halk tarafından görmezden gelindiğini eleştirel bir dille anlatmıştı. Fazlasıyla sevmiştim bu eserini. İçinde bu kadar temsil unsuru barındıran körlük olgusunu bu denli güzel anlatan biri görme olgusunu kimbilir nasıl anlatmıştır diye düşünmüştüm, ki yanılmadım da. Körlük eserinin devamı niteliğinde olan Görmek'te ise ilk eserde bulaşıcı bir körlüğe yakalanan insanların tekrar görmeye başlamasıyla yeni olaylar cereyan eder. Yapılan bir seçimde oylarının büyük çoğunluğunun boş/ beyaz çıkması idarecileri endişelendirir ve deyim yerindeyse cadı avı başlar. İşte bu eserde Körlük kitabından aşina olduğumuz doktor, doktorun karısı, siyah gözlüklü kadın, gözü bantlı yaşlı adam, ilk kör gibi karakterlerle yeniden buluşturur okuyucuyu Yazar. Beyaz körlükle ilişkilendirilen beyaz/boş oyların sorumluları aranırken yaşanan serüven yansıtılır okuyucuya. Eserde üstü kapalı pek çok ifade yer alıyor. Yine hicivlerle, simgelerle dolu pek çok satır var. Bu satırları okurken aslında günümüzde de pek bir şeyin
GörmekJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 202222,8bin okunma
Puan vermedi
#OKUDUKLARIMDAN KİTAP YORUM Ah! Yusuf... Sana acısammı, kızsammı bilemedim. İlk başlarda küçük "Yusuf olarak çıktın karşıma. Ailesi eşkiyalar tarafından öldürülmüş, yetim kalmış bir çocuktun. Sonra büyük" Yusuf oldun.. Beceriksiz, burnundan kıl aldırmayan. Sonra sevdalı "Yusuf oldun. Korkak, sevgisine sahip çıkamayan... Sonra işte bu dedim" Yusuf işte bu olması gereken bu. Takdir ettim, sevindim, üzüldüm.. Şimdi oldu dedim şimdi "Yusuf sevdiğine sahip çıktı, korkmadı.. En son da o bitti ben de bittim. Acı, hüzün, şaşkınlık, isyan bütün bu duygular beynimi kemirdi. Muazzez" Yusuf 'un sevdalısı sana hep üzüldüm küçük kız, hep içim cızladı. Sen sevginin insanlığa dönüştüğü en güzel örneksin bana göre. Hele ki o kaymakam yok mu yedi, bitirdi sinirlerimi. Yahu o nasıl bir sabır, o nasıl vurdumduymazlık. Kürk Mantolu Madonna' daki Raif karakterine benzettim. Onun gibi pasif, dünya yansa umurunda olmayan, kaygısız boş vermiş bir adamdı Kaymakam. Birbirlerine benzeyen bu karakterler romandaki en önemli karakterlerdir. Yusuf ise kendine çok güvenen, kimseden korkmayan ve en önemlisi insanları sevmeyen ve güvenmeyen bir karakterdir. Efelerin efesi "Yusuf. İnsan onun yanında öyle güvende hissederki öyle huzurlu olurki eminim hiçbir şeyden korkmaz. Yazarın bu romanınıda gerek konusu, gerekse tasvirleri ile çok başarılı idi. Okuyucuyu sıkmayan, merak, hüzün, acı, kaygı uyandıran olaylar örgüsünün akıcılığı bir çırpıda okunacak kitap haline getiriyor. İncecik olan bu kitap sanki ciltler halindemiş hissini veriyor. Bu da yazarın hikayeyi, karakterleri dolu dolu anlatmasından kaynaklanıyor. Bazen sayfalar dolusu bir kitap okur hiçbir şey elde edemezsin. Bazen de incecik bir kitap okursun ama her şeyiyle seni doyurur. Bu da o cinsten bir kitaptı. Üç dört saatte okunacak bir kitaptı.
1000Kitap
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,4bin okunma
Puan vermedi
KİTAP YORUM Gerçekten de kıtabın ismi gibi sessiz bir kösk.. Ve içinde biriken tozlanmıs hatıralar..Kitaptaki anlatım her kahramanın kendi iç sesinden yer almaktadır..Konuşmalar her kişinin kendisine aittir.Güzel ve yalın bir anlatım sergilemiş yazar ;dilinin ağır olmasına rağmen..Yazarın "Türkçe'mizi düzgün kullanısını seviyorum..Bu kitabında bilinenin aksine ağır betimlemeler yoktu ;,bu da akıcılıgı sağlıyordu .Kitapta yer alan baskahramanımız "Babanneyi rahmetli annaneme benzettim.O eski "Kösk'teki rutubet kokusu burun deliklerimden içeri girdi desem inanın yalan olmaz..O kadar yasadım ki kitabı eskilerden kopamadım.Verdigi huzuru hala taşıyorum.Ah " Sessiz Ev ne çok üzdün beni ne çok ta mutlu ettin.
1000Kitap
Sessiz EvOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 20248,6bin okunma
Reklam