Armutlarından birini araklasam ihtiyar ne der acaba? Hiçbir şey, getirdiğimiz onca şeyden sonra cesaret edemez. Başparmağımı batırmaya çalışıyorum, sertmiş, yine de tırnağımı saplayınca tatlı bir damla akıyor dışarı, kabuğun bir parçasını koparıyorum. Bir kere, madem verecek başka bir şeyi yok bundan ikram etmesi gerekirdi. Bütün dişlerimi geçiriveriyorum. Çatırdıyor, armudu tamamen koparmamak için kendimi tutuyorum. Sert, ekşi. Bana bir tane verseydi, ben de aşırmazdım. Zaten kendi kendine yetişiyor. Hem annem ona kahve ve içki verdi. Armut dediğin ne ki, bedava. Armuttan kocaman bir parça ağzımda, sandığımdan daha acıymış, ortasında bir delikle dalda asılı duruyor. Büyük bir karatavuk yaptı diye düşünüyorum. Isırığın kenarında dişlerimin tırtıklı izi görünüyor, en iyisi tamamını yemek. Öyle yapıyorum, görsünler bakalım günlerini.