Efe Çetin

Efe Çetin
@PJ10
9 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Benim savaş ilkelerim dört cümleyle özetlenebilir. Bir: Yalnızca galip gelen şeylere saldırırım, gerekirse bunlar galip gelene kadar beklerim. İki: Müttefik bulamayacağım, karşısına tek çıkacağım, yalnızca kendimi tehlikeye atacağım şeylere saldırırım... Ken- dimi tehlikeye atmadığım tek bir adım dahi atmam, benim adil davranış kriterim budur. Üç: Asla insanlara saldırmam. Ben insanları yalnızca güçlü birer büyüteç olarak kullanırım; kapsayıcı olsa da usul usul ilerleyen, zaptedilmesi neredeyse imkânsız olan zorlu durumları görünür kılan bir büyüteç. İşte böyle saldırırım David Strauss'a. Daha doğrusu, eskiyip çürümüş bir kitabın Alman "eğitimindeki" esaslı başarısına bir saldırıdır bu. O eğitimi de suçüstünde yakaladım bu arada... İşte böyle saldırırım Wagner'e. Yani kurnazların varlıklılarla, geç kalmışların büyüklerle karıştırıldığı “kültürümüzün"içinde bulunduğu yanlışlıklara, içgüdü melezliklerine. Dört: Kişisel farklılıkları söz konusu etmeyen, geçmişinde kötü deneyimleri bulunmayan şeylere saldırırım.
DOĞUBATI·Kitabı okudu
Reklam
Rus kaderciliği: Çetin geçen bir savaştaki Rus askerlerinin nihayetinde gözlerini kapatıp karlara uzandığı, o isyan edilmeksizin kabul edilen kadercilik. Artık hiçbir şeyi kabul etmemek, üzerine alınmamak, içinde barındırmamak. Ve artık hiçbir tepki vermemek... Yalnızca ölmeye cesaret etmek demek değildir kadercilik; hayati tehlike esnasında yaşama içgüdüsünü de kuvvetlendirebilir. Altında yatan mantık is metabolizmanın düşmesi, yavaşlamasıdır; bir tür kış uykusu isteğidir yani. Bu mantıkla biraz ileri gidecek olursak haftalarca bir mezarda uyuyan Hint fakirine rastlayabiliriz.
Sayfa 23 - DOĞUBATI·Kitabı okudu
Kurtuluşun ilk yolu cehaletti. İlk yol, hayatın kötü ve anlamsız olduğunu anlamakta başarısız olmaktan ibaretti. Bu kategorideki insanlar çoğunlukla kadınlar, çok genç veya çok aptal erkeklerdir; kendini Schopenhauer, Süleyman ve Buda’ya gösteren hayatın sorusunu hala anlayamamışlardır. Ne kendilerini bekleyen ejderhayı ne de tutundukları dalları kemiren fareleri görmezler, sadece kendilerine uzatılan balı yalamaktadırlar. Fakat bu balı şimdilik yalayabiliyorlar, eninde sonunda bir şey dikkatlerini ejderhaya veya farelere çevirecek, bu onların keyiflerinin sonu olacak. Bildiğimiz şeyleri bilmekten vazgeçemeyeceğimiz için onlardan öğrenebileceğim hiçbir şey yoktu.
‘’Eğer bir peri gelip bütün dileklerimi yerine getirmeyi teklif etseydi, ne diyeceğimi bilemezdim. Sarhoş olduğum anlarda eski isteklerin alışkanlıkları kendini gösteriyordu. Ayıldığımda ise bunların bir yanılgı olduğunu, aslında hiçbir şey istemediğimi fark ediyordum. Artık gerçeği keşfetmek bile istemiyordum çünkü ne olduğunu tahmin edebiliyordum. Gerçek şu ki, hayatın hiçbir anlamı yoktu.’’
Gençler bana kanıp Shakespeare okuma zahmetine bile girmeyeceklerdi. Böyle bir konum almaya hakkım yoktu. Sayfalarca bunu söyleyip durmuştu. Cevaplamadım. Ama burda cevaplayacağım. Siktir git lan. Hem ben Tolstoy’u da sevmem.