Ey insan! Senin kalbin ve hüviyet ve mahiyetin bir âyinedir. Senin fıtratında(yaratılışında) ve kalbinde bulunan şedit(şiddetli) bir muhabbet-i bekà(sonsuz yaşamayı sevme isteği), o âyine için değil ve o kalbin ve mahiyetin için değil. Belki o âyinede istidada(kabiliyete) göre cilvesi bulunan Bâkî-i Zülcelâlin cilvesine karşı muhabbetindir ki, belâhet(aptallık) yüzünden, o muhabbetin yüzü başka yere dönmüş. Madem öyledir; يَا بَاقِى أَنْتَ الْبَاقى1 de. Yani, madem Sen varsın ve bâkisin. Fenâ(son bulma) ve adem(yokluk) ne isterse bize yapsın, ehemmiyeti yok!