'Hürriyet'ten 'hareket'e; 'hareket'ten 'sorumluluk ve merhamet'e; 'sorumluluk ve merhamet'ten 'taklit ve inanç'a; buradan 'iman'a ve nihayet 'isyan'a (En'el-Hakk) varış ince ince işleniyor kitapta.
Tüm bu kavramları Spinoza, Bergson gibi filozofların doktrinleri üzerinden, tartışmacı bir anlatımla açıkladığı için kitabı okurken bolca kavram ve öğreti araştırması yapıp farklı makaleler okudum. Bu yüzden çok yönlü ve zengin bir okuma macerası oldu benim açımdan.
Eğer uysalların yanında isyancılar da varsa ve bazı ruh dünyasının kahramanları kendilerini isyankâr olmakla suçlayan insan yığınlarının aksine ıstırabı istirahate tercih ediyorlarsa, insan hareketlerindeki bu çelişki, toplum içinde bile akıntıya göğüs geren fertlerin, esaretin yanısıra hürriyetin bulunduğunun en açık delilidir.
Feda edemeyeceğim bir takım şeyler var: Sağlara karşı hiç olmazsa inkılâpların bugünkü statüsü. Sollara karşı Türk milletinin istiklâli ve tarihî hakkı. İmkân bulsam ve bir organ sahibi olsam müdafaa edeceğim tek fikir: Kalkınma ve plan. İnkılâpçılardan ayrılıklarım: Allah'a inanıyorum. Fakat tam Müslüman mıyım, bilmem. Fakat anamın, babamın dininde ölmek isterim ve milletimin Müslüman olduğunu unutmuyorum ve Müslüman kalmasını istiyorum.