Tenhalığı seviyorum, sık görüşülmeyen ama bağı da koparılmayan dostlukları. Sakin mekanları, az rastlanılmayı, kendimle kalmayı, kendimi saklamayı ve de sınırlarımı...
Meselâ bir kimse çıban çıkarıyor. Bu çıbanı merhemler, pansumanlar, ilaçlarla iyileştiriyor. Fakat bir müddet sonra bu çıban başka bir yerden fışkırıyor. Bu sûretle o kimse ilaçlarla bu çıbanı iyileştirmiş olmayıp, ancak yerini değiştirmiş oluyor. Onu geçirmek, kanını tasfiye etmekle kâbildir. İşte bu muvakkat tedbirler tıpkı bir kimsenin namaz, oruç ve zekât gibi şeylerle bir dereceye kadar içindeki kötü ahlâkı örtmesi demektir. Fakat kalp temizlenmeyince o kimse büsbütün iyi olmuş sayılmaz.
Emerson'ın dediği gibi "İyi insanda mutlak iyilik vardır ki bu, ateş gibi her şeyi kendi mâhiyetine çevirir. İyi insana zâfiyet ve sakatlık bile dost olur... Bu sakatlık da insanın iyiliğine döner... O zâfiyet kuvvete münkalip olur."