Tenhalığı seviyorum, sık görüşülmeyen ama bağı da koparılmayan dostlukları. Sakin mekanları, az rastlanılmayı, kendimle kalmayı, kendimi saklamayı ve de sınırlarımı...
Vâsıtalı olsun, vâsıtasız olsun her yerde tecelli eden Allah'tır. Bunu sen anlamamakla böyle olmaması îcap etmez. Yapan, tertip ve tanzim eden hep odur. Hakk'ın her yaptığında bir hikmet vardır. Bunu görebilmek de tevhiddir. Bu tevhîdi elde edip Hakk'ı her yerde görürsen, gıybet, riyâ, kibir, tefâhür edemezsin, eğer bunları bilir ve yaparsan, mührü basar pasaportunu eline verirler. İşte kalbin selâmeti başka türlü olmaz. Bu olmadıkça da o kalp dâima puthânedir. Sen istediğin kadar Allah'a tapıyorum desen de bunun hiçbir faydası yoktur.
"Hiç şüphe etme ki her ziyânın zımnında ne kadar menfaatler vardır. Her zahmetin akabinde ne kadar ferahlıklar vardır. Her güçlük neticesinde ne kadar sürurlar ve kolaylıklar vardır. Bu böyle olduğu gibi mevt ve fenâ dahi hayat ve bekâya muttasıldır. Çünkü zıt zıddı ile tezâhür eder."
Meclisten birinin bazı kimselerin harekâtına îtiraz etmesi üzerine:
- "Neden herkesin senin fikrinde olmasını istiyorsun? Herkesin bir gidişi vardır. Bir gün anacığımla Kuzguncuk'tan geçiyorduk. Bir yahûdi çocuğu denize pek yakın bir yere salıncak kurmuş sallanıyordu. Anam çocuğun yanına gitti ve: "Aman çocuğum denize düşmeyesin" dedi. Bu söz üzerine çocuk: "Sana ne?" diye cevap verince bu cevap karşısında anam: "Ne doğru söylüyor bu çocuk..." dedi."
- "Mutlak hayır, mutlak şer yoktur; sana zararlı görünen bir şey, belki başkalarınca hayırlıdır. Diğerleri için hayırlı olan bir şey de senin için zararlı olabilir.
Eğer bir gözde ayıp görücü nazar varsa, sen ne kadar dürüst hareket etsen de yine onu ilzam edemezsin. Hatta uçsan bile eğri uçuyor! der. Çünkü gözünde garez mevcuttur. Halbuki iyi gören bir göz, mutlak her şeyde bir güzellik bulur.