"Dînin istediği sadece namaz kılmak, oruç tutmak bir gün sabahlara kadar oturup ibâdet etmek, hayrat ve hasenatta bulunmak değildir. Şunu bilmek lâzımdır ki Allah fiili ile, kavli ile, sıfatı ve zâtı ile zâhir ve bâtın bütün tasarrufâtı ile insandan zuhur etmiştir. Binâenaleyh Allah'ın lutfu, keremi, kahrı, gazabı insanlara, yine insanlardan zuhur eder. O halde her muamelenin Hak'la olduğunu bilirsen kimden incinecek ve kimi inciteceksin? Bizim vücûdumuz Allâh'ın kavline, fiiline, tasarruf-ı zâhiriyyr ve bâtıniyyesine bir âlettir, çoğu zaman insan, Hakk'ın bu tasarrufunu kendinden zanneder. Halbuki bu tasarruf âriyet ve emanettir. İşte Resulullâh'ın, "Nefsini bilen Rabbini bilir," diye ifâde ettiği düstûrun mânâsı budur."