Pagos

Pagos
@Pagos35
Tenhalığı seviyorum, sık görüşülmeyen ama bağı da koparılmayan dostlukları. Sakin mekanları, az rastlanılmayı, kendimle kalmayı, kendimi saklamayı ve de sınırlarımı...
İnsan gerçek bir iç hayatının ve şekillerin altında mevcut olan mânânın varlığına erdiği zaman eşyanın ve hâdiselerin tesîrinden kurtularak nisbi bir huzûra ve hürriyete vâsıl olabilir. Bu huzur ve hürriyetin sosyal refahla zenginleşip takviye edilmesi lâzımdır ve bu da ilmin işidir.
Sayfa 215 - Kubbealtı Neşriyatı·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Zekât meselesi üzerinde öyle geniş bir tefsir veriyordu ki buraya kaydını bilhassa lüzumlu görüyoruz: "Zenginin zekâtı malına fukarâyı iştirak ettirmek olduğu gibi fukarânın zekâtı da zenginden ümîdini ve gözünü kesmektir. İlmin zekâtı onu ehline ve tâlibine vermektir. Evin zekâtı gelen misâfiri ağırlamak ve îtibar etmektir. Sohbetin zekâtı dedikodudan uzak olmaktır. Evlâdın zekâtı yetimlere ihsandır. Kuvvetlinin zekâtı zayıflara yardımdır. Nefsin zekâtı kötü ahlâkları terketmektir. Aşkın zekâtı vermek, hep vermektir."
Sayfa 186 - Kubbealtı Neşriyatı·Kitabı okudu
Ken'an Rifâî bir gün, içimizden birinin kendisine sorduğu "Din nedir?" suâlini "Din ahlâktır" diye cevaplandırmış ve aldığı bu kısa cevaptan biraz da şaşırmış olan muhatabına: "Niçin şaşıyorsun? Resûlullah da her dînin bir ahlâkı vardır, Müslümanlığın ahlâkı ise hayâ ve edeptir diyor" diye ilâve etmişti.
Sayfa 181 - Kubbealtı Neşriyatı·Kitabı okudu
Dini cemiyet ölçüsünde tefsir ve tatbik eden adam cehâletin, taassubun, sahtekarlığın amansız kılıcı ve içtimâyî ahengin en güvenilir unsuru, en sağlam emniyet supabıdır. Vicdan hürriyetinin ferdî ve içtimâî hakların tahdîde uğradığı bir cemiyette ise gerilik ve taassup, bastırılmış duyguların fırsatlardan faydalanarak dışarı vuran bir nevi patolojik ârâzıdır. Samîmî din kendine saha ve hareket imkanı bulmadıkça bu çeşit zararlı indifâlardan baş kaldıramaz, zîra insanlar bir kıymetin hakîkîsini bulamadıkları zaman onun sahtesi ile kifâf-ı nefs ederler.
Sayfa 178 - Kubbealtı Neşriyatı·Kitabı okudu
Ken'an Rifâî'den, bu zümreye mensup birisi, tespih çekerken nasıl tutmak lâzım geldiğini, düz tutulursa Sırat'ın kolay geçinip geçilemeyeceğini sorduğu zaman mâsumâne bir hayretle sual sâhibine, "Tespihle Sırat'ın ne alâkası var? İster yukarı tut, ister aşağı tut. Sen kendine bak, kendini doğru tut, bu kâfidir. Sırat tespihin mânâsı ile alakadardır, şekli ile değil. Tespih demek, Allah'ı tenzih etmek, birlemek demektir, bunu yapabiliyor musun?" diye sormuştu.
Sayfa 176 - Kubbealtı Neşriyatı·Kitabı okudu